YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11571
KARAR NO : 2007/15829
KARAR TARİHİ : 11.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 12.12.2006 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 11.12.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Av…. ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemi ile açılmıştır.
Davalı satış bedelinin kısmen ödendiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiştir.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Satış vaadi borçlusunun kararlaştırılan satış bedelinin kısmen ödendiğini savunması bedelsizlik iddiasıdır. Gerçekten, dayanılan ve biçimine uygun düzenlenen 16.12.1988 tarihli sözleşmede satış bedelinden 2.000.000 lirasının peşin ödendiği, kalan 1.600.000 liranın ferağ tarihinde ödeneceği yazılıdır. Davacı sözleşmede yazılanın aksini ileri sürdüğünden ve bu iddia senede karşı bir iddia olduğundan bedelin ödendiğini kanıtlama yükü Türk Medeni Kanununu 6. maddesi hükmü uyarınca vaad alacaklısı davacıya düşer. Ayrıca, HUMK. m.290’daki “ Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak
nitelikte bulunan hukuki işlemler 400.000.000 liradan az bir miktara ait olsa bile tanıkla ispat olunamaz “ şeklindeki hüküm gereğince tanıkla değil ancak aynı güçte yazılı delille kanıtlanmalıdır.
Her ne kadar davacı vaad alacaklısı davalıya kalan bedeli ödediğini ileri sürmüş ve yazılı delile dayanmış ise de davalı dayanılan belgedeki imzayı inkar etmiş, ayrıca sahte belge düzenlendiği iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığına kamu davası açılmak üzere suç duyurusunda bulunduğunu belirtmiştir. O yüzden mahkemece tahkikat aşamasında olduğu anlaşılan iddianın sonucu beklenilmeksizin gerektiğinde de Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 308 ve devamı maddeleri doğrultusunda işlem yapılmaksızın eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde kabulü doğru değildir.
Karar açıklanan nedenle bozulmalıdır.
Kabule göre de; davacı dayandığı satış vaadi sözleşmesi ile davalı adına kayıtlı olan 2344 metrekare miktarındaki taşınmazın 600 metrekaresini satın almıştır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulamasının yapıldığı, % 38.34796 oranında düzenleme ortaklık payı alındığı, buna göre davacının tescilini isteyebileceği miktarın düzenleme ortaklık payı düşülmek suretiyle kalan 370 metrekare olduğu belirtildiği halde mahkemece davalı adına kayıtlı olan 445/500 payın tamamının iptaline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin yatırılan harcın iadesine, 11.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.