Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/11663 E. 2007/12916 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11663
KARAR NO : 2007/12916
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.2.2001 gününde verilen dilekçe ile taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 8.2.2002 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalılardan … … temyiz etmiştir.
Dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı … ve diğer davalılara Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle öncelikle anılan madde uyarınca geçerli tebligatın ne şekilde olacağının irdelenmesi gerekmektedir.
Tebligat Kanununun 21. maddesine göre kendisine tebligat yapılacak kimse, gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden çekinirse tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine yada memuruna imza karşılığı teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine bildirir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih tebliğ tarihi sayılır. Tebligat Tüzüğünün 28. maddesinin 1. fıkrası uyarınca da tebliğ memurunun muhatabın adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel olan komşu kapıcı gibi kimselerden veya o yerin muhtar veya ihtiyar kurulu üyelerinden veyahut zabıta amir veya memurlarından soruşturularak, alınan beyanı tebliğ mazbatasına yazıp, altını imzalatması gerekir. Bu yön özellikle Tebligat Kanununun 23 ve Tüzüğün 33. maddeleri hükmünde de ayrıca vurgulanmıştır.
Eldeki davada davalıya çıkarılan tebligat incelendiğinde; 19.3.2001 tarihli duruşma gününün 12.2.2001 tarihinde Tebligat Kanununun 21.maddesine göre tebliğ edildiği, tebligata, imzadan imtina ettiğinden tebligatın mahalle muhtarına teslim edildiği ve iki numaralı örneğin kapıya yapıştırıldığı yazılmıştır. Dava dilekçesi, hükmü temyiz eden davalı ve diğer davalılara “Ocaklı mahallesi Ocaklı caddesi no: 122 Dörtyol” adresine çıkartılmış ve tüm davalıların imzadan imtina ettikleri gerekçesi ile Tebligat Kanununun 21.maddesi hükmünce yapılmıştır. Yargılama aşamasında hiçbir davalı duruşmalara katılmadığı gibi her hangi bir yanıtta vermemişlerdir. Mahkemece davalıların yokluğunda yapılan yargılama sonucu verilen karar ise önceki adreslerinden farklı adreslerde tebliğ edildiği gibi davalı da dilekçesinde, Hendek/Adapazarı’nda ikamet ettiğini kendisine tebligat yapılmadığını ileri sürmekte olup bu durumda tebligat işleminin kanun ve tüzük hükmüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Tebligat yöntemine uyulmayarak yapılan tebliğ ile davalının yokluğunda yargılama yapılması savunma hakkını ortadan kaldırmış bulunduğundan HUKMK.un 73.maddesine aykırı bir şekilde yapılıp bitirilen yargılamaya dayalı hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 30.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.