Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/11723 E. 2007/12951 K. 30.10.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11723
KARAR NO : 2007/12951
KARAR TARİHİ : 30.10.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 16.5.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 25.7.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydı ve zilyetlik hukuki nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Davada, 11.07.1985 tarih 111 sıra numaralı kayda dayanılmış, mahkemece kadastroda 9.468,46 metrekare yüzölçümü ile davalı Hazine adına tespit edilen 104 ada 52 parselin bu kayıt kapsamında kaldığı ve miktar fazlasının da zilyetlik ile edinildiği gerekçesiyle istem kabul edilmiş, hükmü davalı Hazine temyiz etmiştir.
Mahkemece, dayanak tapu kaydı ilk tesisinden tüm tedavülleri ile birlikte getirilmediği gibi kaydın harita, plan ve krokiye dayanıp dayanmadığı araştırılmamış, kayıt mevcut hali ile de yapılan keşifte uygulanmamıştır. Bundan ayrı çekişme konusu 52 parsele sınır teşkil eden taşınmazlardan kayıt ve belgeye dayanılarak revizyon görenlerin kayıt ve belgeleri de getirilmemiş, bunlarda çekişmeli parsel yönünün kime ait taşınmaz olarak gösterildiği yönü üzerinde durulmamış, davacı dayanağı tapu kaydı ile dava konusu taşınmazın tapu kaydındaki köy farklılıklarının nedeni de tespit edilmeden salt davacı tanıklarının sözleri yeterli kabul edilerek dava kabul edilmiştir.
Gerçekten harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Türk Medeni Kanunun 719, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddeleri uyarınca harita ve krokisine göre kapsam belirlenmelidir. Ancak böyle bir harita ve kroki yoksa veya uygulanabilir nitelik taşımıyorsa kapsamları az yukarıda söylendiği üzere tapu kaydının ilk tesisinden itibaren bütün gittileri ile birlikte sağlanarak yüzölçümlerinde veya sınırlarında değişiklik varsa nedenleri incelenip doğru esasa dayandığı sonucuna ulaşılırsa ilk tesisindeki sınırlara itibar edilerek tayin edilmeli, bu uygulamada da civar parsel kayıtlarından yararlanılmalıdır. Kuşkusuz, bu doğrultuda inceleme ve araştırma yapılırken, keşif yerinde yöreyi iyi bilen yaşlı ve taraflarla ilgisiz bilirkişi veya bilirkişiler sözlerinden faydalanmak gerekir. Yine bu uygulama sırasında kayıt kapsamının sağlıklı tayini için bilirkişilere tek tek dayanılan kayıtlardaki sınırlar sorulmalı, bunların arz üzerindeki yerlerinin nereler olduğu arazide gösterilmeli, hazır bulundurulacak fenni bilirkişiye de düzenleyeceği krokide yerleri işaret ettirilmelidir. Zaman zaman olduğu gibi bilirkişi veya bilirkişilerin kayıtlardaki bazı sınırları bilememesi durumunda o sınır yönünden tarafların tanık dinletme hakları bulunduğundan taraflara da gerek görülürse bu hakları hatırlatılmalıdır. Dayanılan kayıtların ilk tesisinde veya bunların gitti kayıtlarında değişebilir nitelikte sınırlar varsa veya kayıtlar taşınmazı geometrik olarak tüm sınırları ile kapsamamakta ise kayda değişmez nitelikteki sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre değer tanınmalı, bütün yapılacak uygulama Yargıtay denetimine elverişli olarak fenni krokiye yansıtılmalıdır.
Mahkemece, yukarıdan beri sıralanan ilkeler bir yana bırakılarak eksik inceleme ve araştırmaya dayalı kurulan hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı hazine temsilcisinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.10.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.