Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/11985 E. 2007/15822 K. 11.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/11985
KARAR NO : 2007/15822
KARAR TARİHİ : 11.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.1.2003 gününde verilen dilekçe ile kira sözleşmesinin iptali ve şerhin terkini istenmesi üzerine bozmaya uyularak yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 21.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar … ve … vekili duruşmasız olarak … vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 11.12.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili … ile karşı taraftan davacı vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …., Akbank Güneşli Şubesi kredili müşteresi olan … Kimya A.Ş.ye 24.7.2000, 19.11.1999, 21.1.2000 tarihlerinde dövize endeksli TL kredisi ve kefalet karşılığı çekli krediler kullandırıldığını, …, … , … Nakliye A.Ş. ve Y.Tetik’inde kredi taahhütnamesini müteselsil borçlu ve kefil olarak imzaladıklarını, kredi borcunun vadesinde ödenmemesi sebebiyle 17.8.2001 tarihinde ihtarname gönderilerek 1.025.192.793.319 TL.nin ödemesinin istendiğini, kredinin kat edilmesi aşamasında borçlu şirket yetkililerinin talebi ve şifahi görüşmeler sonucu kredilerin teminatlandırılarak ödeme planına bağlanmasının istenmesi üzerine mülkiyeti bir kısım şirket ortaklarına ait olan taşınmazla ilgili olarak 31.7.2001 tarihinde ekspertiz raporu düzenlendiğini, taşınmaz üzerinde kısıtlayan herhangi bir kayıt bulunmadığının tespit edildiğini, ipotek işlemlerinin yapılması için 14.8.2001 tarihinde Tapu Sicil Müdürlüğüne
gidildiğinde, davalı … lehine 6.8.2001 tarihinde 20 yıl süreli ve 24.000.000 TL bedelli kira şerhinin konulduğunu gördüklerini, ancak başkaca teminat gösterilmemesi nedeniyle borcun teminatsız kalmaması amacıyla dava konusu 899 parsel numaralı taşınmaz üzerine 14.8.2001 tarihinde banka lehine 350.000,00 YTL bedelli ipotek tesis edildiğini, ipotek ile ilgili görüşmelerin yapıldığı aşamada düşük bedelli ve 20 yıl süreli olarak konulan kira şerhinin kötüniyetli ve icra takibine konu alacağın tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılmasını engelleme amacına yönelik muvazaalı bir işlem olduğunu belirterek kira sözleşmesinin iptali ile şerhin terkini isteğinde bulunmuştur.
Davalı … , kira sözleşmesine ilişkin şerhin 6.8.2001 tarihinde şerh edilmiş olmasına rağmen ipoteğin tesis edildiğini, Türk Medeni Kanununun 1009 ve 1020 maddeleri uyarınca tapu kütüğünü görerek işlem yapan bankanın bundan bir yıl sonra işlemin muvazaalı olduğu iddiası ile sözleşmenin iptali ve şerhin terkini isteğinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalılar … ve …’te ipotek taşınmaz kira şerhi ile yükümlü iken ve davacının özgür iradesi ile tesis edildiğinden muvazaa iddiasının yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece verilen yetkisizlik kararı, 4.Hukuk Dairesinin 25.10.2004 tarihli kararı ile onanmış, karar düzeltme istemi 20.7.2005 tarihinde reddedilmiştir.
Yetkili mahkemece yapılan yargılama sonucunda, kredi sözleşmeleri uyarınca borcun doğum tarihlerinin 19.11.1999, 21.1.2000 ve 24.7.2000 olduğu, kredi borcunun teminatlandırılması için dava konusu taşınmaz ile ilgili ekspertiz raporunun düzenlendiği tarihten çok kısa bir süre sonra 6.8.2001 tarihinde kira sözleşmesinin düzenlendiği ve tapuya şerh edildiği, sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle 6 yıl geçmesine rağmen kira sözleşmesinin amacına uygun bir faaliyetin bulunmadığı, sözleşmenin davacı bankanın alacağının tahsilini bertaraf etmek için yapıldığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmü, davalılar temyiz etmiştir.
Dava, davalılar arasında düzenlenen kira sözleşmesinin muvazaa iddiasına dayalı olarak iptali ile şerhin terkini isteğine ilişkindir.
Yukarıda da açıklandığı üzere; davacı ….; dava dışı … Kimya A.Ş.ye verilen kredilerin süresinde ödenmemesi nedeniyle, kredi borcunun ödeme planına bağlanarak teminatlandırılması amacıyla davalılardan … ve … adına kayıtlı olan 899 parsel numaralı taşınmaz üzerine davacı banka yararına ipotek tesis edilmesine ilişkin işlemlerin başlatılmasından sonra ve fakat ipoteğin tesisinden önce davalılar arasında düzenlenen kira sözleşmesi ile taşınmaz üzerinde otel inşa edilmesi amacıyla 20 yıl süreli olarak davalı …’e kiraya verildiğini, sözleşmenin tapuya şerh edildiğini, ancak bu sözleşmenin muvazaalı olduğundan iptalini ve şerhin terkinini istemiştir.
Borçlar Kanununun 18.maddesi uyarınca muvazaa, irade ile beyan arasında bilerek yaratılan uyumsuzluk şeklinde tanımlanabilir. Muvazaada taraflar üçüncü kişileri aldatmak amacıyla gerçek iradelerine uymayan aralarında hüküm ve sonuç doğurmayan bir görünüş yaratmak için anlaşarak bazen aslında bir sözleşme yapma iradesi taşımadıkları halde görünüşte bir sözleşme yapmaktadırlar. Keza gerçek iradelerine uygun olarak yaptıkları bir sözleşmeyi iradelerine uymayan görünüşteki bir sözleşme ile gizlemektedirler. Yanlar, ister salt bir görünüş yaratmak için ister başka bir sözleşmeyi gizlemek amacıyla, sözleşme yapsınlar görünürdeki sözleşme gerçek iradelerine uymadığından, diğer sözleşmede yasal koşullara uygun olmadığından geçersizdir.
Eldeki davada, davalılar arasında düzenlenen kira sözleşmesi 6.8.2001 tarihinde noterde düzenlenmiş olup aynı tarihte tapuya şerh edilmiştir.
Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanununun 1009 maddesinde beyanlar hanesine yazılabilecek şahsi haklar arasında kira sözleşmesinden doğan haklarda sayılmış ve maddenin 2.fıkrasında da, bu hakların şerh verilmekle o taşınmaz üzerinde sonradan kazanılan hakların sahiplerine karşı ileri sürülebileceği belirtilmiştir.
Borçlar Kanununun 255.maddesinde de, bu hükme paralel bir düzenleme ile bir taşınmazın kiraya verilmesine ilişkin sözleşmelerin tapu siciline şerh edilmesi halinde sonraki maliklerin kiracının sözleşme kapsamında taşınmazdan yararlanmalarına izin vermek mecburiyetinde bulundukları belirtilmiştir.
Bilindiği üzere ipotek, kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden bir taşınmaz değerinden alacaklının elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır. İpotek tesisi için rehin edilecek taşınmaz maliki ile alacaklı
arasındaki anlaşmanın (rehin sözleşmesinin) Türk Medeni Kanununun 856.maddesi uyarınca tapu siciline tescil edilmesi gerekir.
Somut olayda da, … dışındaki davalılar adına kayıtlı olan 899 parsel numaralı taşınmaz üzerine, davacı banka lehine 250.000,00 YTL miktarındaki ipotek 14.8.2001 tarihinde ve kira sözleşmesine ilişkin şerhin konulduğu 6.8.2001 tarihinden sonra tesis edilmiştir.
Türk Medeni Kanunun 1020 maddesi uyarınca, tapu sicili herkese açık olup, kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.
Her ne kadar davacı, kira sözleşmesinin alacaklarının tahsili amacıyla yapılacak takip ve satışı engelleme amacıyla muvazaalı olarak yapıldığını belirtmiş ise de, icra takibine 21.9.2001 tarihinde başlanılmış olup, kira sözleşmesi 6.8.2001 tarihinde şerh edilmiş ve ipotekte bu şerhten sonra icra takibinden önce 14.8.2001 tarihinde tesis edilmiştir. Davacı Türk Medeni Kanunun 1020.maddesi uyarınca tapu sicilindeki kaydı bilmediğini ileri süremeyeceği gibi varlığını belirttiği muvaza iddiasını da kanıtlayabilmiş değildir. Bu durumda, gerek Türk Medeni Kanunun 1009 ve gerekse Borçlar Kanununun 255. maddesi uyarınca anılan şerh davacıyı da bağlayacaktır. Kira sözleşmesinin yapıldığı tarihte kesinleşmiş bir takip bulunmadığı da gözetilerek davanın reddi yerine yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmiş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 500,00 YTL Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, istek halinde peşin alınan temyiz harcının yatıranlara geri verilmesine, 11.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.