YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12080
KARAR NO : 2007/12862
KARAR TARİHİ : 30.10.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 27.2.2006 gününde verilen dilekçe ile meraya elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 23.5.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, meraya elatmanın önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı köy çekişme konusu taşınmazın kendi köylerinin merası olduğu açılan davanın reddini savunmuştur.
Davanın ihbar edildiği Maliye Hazinesi dava konusu yere ait firari ve yitik kişilerden Hazineye intikal eden tapular bulunduğunu, davanın reddini ileri sürmüştür.
Mahkemece, dava konusu taşınmaz davacı köy idari sınırları dışında kaldığından ve taşınmazın bulunduğu yerin eski bir Hıristiyan köyü olan Berivana köyüne ait olduğundan söz edilerek dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
Mera, bir veya birden fazla köy ve kasaba halkına, bağımsız veya birlikte tahsis edilmiş ya da kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla kullanılan, hak sahiplerinin üzerinde intifa … olan arazi parçasıdır. Devletin hüküm ve tasarrufu altında olan mera yaylak ve kışlaklar, özel mülkiyete geçirilemez, amacı dışında kullanılamaz, zamanaşımı uygulanmaz, sınırları daraltılamaz (Mera Kanunu m.3-4)
31.5.1965 tarihli ve 4/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “…tek başına bir köye ait bulunan mera, yaylak ve kışlakların tümünün veya bir parçasının bir başka köy sınırı içine alınmış olması halinde, sınır değişikliğinin ikinci köye bir yararlanma … sağlamayacağı ve ilk köyün eskiden olduğu gibi bu yerlerden tek başına yararlanacağı…”öngörülmüş olup, bu karar 4342 sayılı Mera Kanununun 29. maddesi ile de yasa hükmü haline gelmiştir. Böylece, bir köy ya da belediye sınırları içinde kalan mera, yaylak ve kışlaklar üzerinde bir başka köy veya belediyenin de intifa … olabileceği kabul edilmiş, idari sınırların aidiyetin belirlenmesinde önemi olmadığı vurgulanmıştır. İdari sınırlar sadece yetkili mahkemenin saptanmasında önem arz eder.
Somut olaya gelince; gerek davacı gerekse davalı köy tüzel kişiliğinin mera tahsis kaydı bulunmamaktadır. Yetkili merciin yanıtına göre her iki köyde … köydür. Komşu köylerden olan yerel bilirkişi ve tanıklar dava konusu alanın davacı köyün merası olduğunu ifade etmiştir. Davalı köy nüfusuna kayıtlı ve HUMK.nun 254.maddesince dava sonucundan yararı olan davalı tanık sözlerine itibar edilemez. Diğer yandan, 1993-2004 tarihleri arasında davacı köyün terör nedeniyle boşaltıldığı da sabittir. Çekişmeli mera da davalı köyün kullanımı davacı köyün boşaltılmasından sonraki dönemde olmuştur. Kısaca yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile dava konusu meranın kadimden beri hayvan otlatmak amacıyla davacı köy tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır. Ne var ki;
Bilirkişinin 26.4.2007 tarihli rapor ve krokisi uyuşmazlığı çözmeye yeterli değildir. Bu krokide konu yapılan mera alanı hükmün infazına elverecek şekilde işlenmediği gibi davanın ihbar edildiği Maliye Hazinesinin tapulu taşınmazları olarak ileri sürdüğü alanlarda gösterilmemiştir. Bu haliyle hükmün eki olacak kroki infaza elverişli düzenlenmiş sayılmaz.
O halde mahkemece, yerinde yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi ve tanıkların davacı köye ait olan mera olarak bildirdikleri alanlar bilirkişiden yüzölçümünü de gösterir infaza elverişli kroki düzenlettirilerek işaret edilmeli, bu bölümlere ilişkin kanıtlanan istem hakkında davalı köyün elatmasının önlenmesine karar verilmelidir. Değinilen husus göz ardı edilerek ve deliller yanılgılı değerlendirilerek istemin yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatırana iadesine, 30.10.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.