Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/12084 E. 2007/14773 K. 23.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12084
KARAR NO : 2007/14773
KARAR TARİHİ : 23.11.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 31.8.2006 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Köy Tüzel Kişiliği tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı köy davalı köy ile komşu olduklarını davalının kapalı devre şebeke kanalizasyon sistemi inşa ettiğini, bu sistemden gelen atıkların köyün sınırları içerisinde bulunan çeşitli yerlerdeki foseptik çukurlarından ortak kullanım alanlarındaki yerlere gelişi güzel bırakıldığını, oluşan müdahalenin giderilmesini istemiştir.
Davalı köy davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulü ile davalı köy tüzel kişiliğinin foseptik çukuru açarak ve sıvı artıklarının etrafa yayılmasına, sebep olarak yaptıkları müdahalenin men’ine, “bilirkişi olarak … İl Çevre Sağlık Müdürlüğünden temin edilecek uzman bir bilirkişi marifetiyle söz konusu müdahalenin insan ve çevre sağlığına uygun bir hale getirilmesine” karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava komşuluk hukukuna aykırı davranışların giderilmesi istemine ilişkindir. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 737.maddesi 683. maddede hükme bağlanan mülkiyet hakkının kullanılmasına sınırlama getirmiş ve taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkileri kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken malike komşuları etkileyecek taşkınlıklardan kaçınma borcu yüklemiştir.
Yasadaki taşkınlıktan amaç, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan iş ve eylemlerdir. Buradaki hakim unsur “zarar unsurudur”.Somut olayda, çevre sağlığı uzmanı bilirkişi davalının zararlandırıcı eylemlerini saptadığından davalı köy tüzel kişiliğinin çekişmenin esasına ilişkin temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak;
HUMK.nun 388 ve 389. madde hükümlerine göre, hüküm yerinde taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde yazılması gerekir. Aksi halde taraflar hükmün infazı aşamasında yeni bazı uyuşmazlıklar içine düşer, aynı dava taraflar arasında başka davaların doğmasına neden olabilir. Hüküm fıkrasını oluşturmak mahkemenin görevleri arasındadır. Mahkemece bu yetkisini hükümden sora kullanılmak üzere bilirkişilere devredemez. O yüzden mahkemenin “bilirkişi olarak … İl Çevre Sağlık Müdürlüğünden temin edilecek uzman bir bilirkişi marifetiyle söz konusu müdahalenin insan ve çevre sağlığına uygun bir hale getirilmesine” şeklindeki kurduğu hüküm fıkrası yasaya uygun değildir.
Mahkemece yapılması gereken iş, gerek görülürse yeniden keşif suretiyle ve uzman kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna davalının zararlandırıcı iş ve işlemlerinin nasıl gidermesi gerektiğini belirletmek infaza elverir biçimde belirlenecek yönteme uygun hüküm kurmak olmalıdır.
Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 23.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.