YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12118
KARAR NO : 2007/13587
KARAR TARİHİ : 06.11.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 24.3.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptal tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda;davanın reddine dair verilen 27.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar 4.7.2002 tarihinde vefat eden muris … … mirasçıları olarak davayı açmışlardır. Açıklamalarında murisleri …’in sağlığında 1.5.1998 tarihli vekaletnamesi ile … …’ı vekili tayin ederek muris adına kayıtlı 205 parselin satılması hususunda yetki vermiş bulunduğu, ölümüne kadar satış konusunda herhangi bir işlem yapılmadığını, Borçlar Kanunun 397.maddesi hükmünce ölümle vekalet sona ermiş bulunmasına rağmen vekil … …’ın sözü edilen parselin satımı konusunda 6.1.2005 günlü vekaletname ile oğlu …’i yetkili kıldığını ve onun da 2.2.2005 tarihinde tapuda yapılan satış ile … oğlu …’a mülkiyeti geçirdiğini, yapılan satış ve elde edilen vekalet yetkilerinin tamamen hileye dayandığını ileri sürerek 205 parsele ait tapu kaydının iptali ile adlarına tescilini istemişlerdir.
Mahkemece son vekilin ölümden haberi olmadığı kabul edilmek suretiyle son malik davalı …’ın da iyiniyetli olduğu kabul edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
Vekil ve müvekkil ilişkileri güven ilişkisi ilkesi üzerinde kurulur ve bu güven kişilerin birbirlerini tanıması esasına dayalıdır. Bu denli birbirlerine güven duyan kişilerin birinin ölümünden diğerinin çok geç haberi olduğunu kabul etmek mümkün değildir. Somut olayda, arsa sahibi vekalet veren … 4.7.2002 tarihinde ölmüştür. Onun vekili sıfatıyla hareket eden … 2.5 yıl sonra verdiği vekaletle müvekkili …’e ait 205 parseli satmak üzere oğlu …’i vekil tayin etmiştir. Bu kadar süre içerisinde …’nün müvekkili …’in ölümünden haberli olmadığını kabul etmek hayatın olağan akışına ters düşer. Gerek … ve gerekse onun oğlu satın alan … da baba-oğul ve dede-torun olmaları nedeniyle davacılar murisi … …’in ölümünden haberli olduklarını kabul etmek gerekir. Az yukarıda açıklandığı gibi Borçlar Kanunun 397.maddesi gereğince vekalet ölümle sona ermiş bulunduğundan tevkilen verilmiş vekaletlerin de herhangi bir hukuki değeri kalmayacağından ve murisin ölümü konusunda bilgi sahibi olduğu kabul edilerek …’a yapılan satışın da hileye dayandığını kabulde zaruret bulunduğundan davanın kabulüne karar verilecek yerde somut olaya uymayan gerekçe ile davanın reddi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 6.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.