YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12510
KARAR NO : 2008/552
KARAR TARİHİ : 29.01.2008
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.1.2002 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil, karşı davada ise tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 25.1.2007 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.1.2008 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı-karşı davalı … vekili Av. … ile karşı taraftan davalı-k.davacı … vekili Av…. geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı ile adi ortak olduklarını ve dava dışı arsa malikleri ile yaptıkları arsa payı devri karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yüklenici olarak birlikte 387 ada 33 parsel sayılı taşınmaza 16 adet daire ve 8 adet dükkandan ibaret bina inşa ettiklerini, arsa malikleri aleyhine açtıkları tapu iptali ve tescil davasının yargılamaları sırasında yapılan sulh anlaşması uyarınca arsa maliklerinin binanın inşası sırasında satılan bağımsız bölümler dışında dava konusu 8 adet bağımsız bölümün kendilerine bırakıldığını, tapunun yarı yarıya tescil edilmesi gerekirken 1999 yılında meydana gelen deprem nedeniyle binada güçlendirme çalışmaları yapıldığını, davalının güçlendirme bedelini ödemek suretiyle 8 adet bağımsız bölümün tamamını kendi adına tescil ettirdiğini ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile dava konusu 8 adet bağımsız bölümün 1/2 payının adına tescilini istemiştir.
Davalı ise açtığı karşı davasında, inşaatın yapımı sırasında dava konusu bağımsız bölümler dışında 8 adet bağımsız bölümün gerçek değerinin altında davacı tarafından satıldığını, 7 adet bağımsız bölümün davacı–davalı tarafından kiraya verildiğini, inşaatın güçlendirme bedelinin kendisi tarafından ödendiğini ayrıca kendisi tarafından verilen ve inşaatta kullanılması gereken 17 ton demirin inşaatta kullanılmadığını ileri sürerek, davacı–davalı tarafından satılan 8 adet bağımsız bölümün gerçek değerinin yarısının bedeli ile, 1.000.00 Y.T.L. kira bedeli, 5.950.00 Y.T.L. demir bedeli ve 17.325.50 Y.T.L.güçlendirme bedelinin tahsilini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulü ile 8 adet bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile 1/2 sinin davacı- karşı davalı …, 1/2.sinin ise davalı- karşı davacı … adına tesciline, karşı davanın ise kısmen kabulü ile 16.925.00 Y.T.L. güçlendirme bedeli, davacı- karşı davalı tarafından inşaatın yapımı sırasında satılan 8 adet bağımsız bölümün sözleşmedeki bedel ile faturadaki bedeli arasındaki farkı olan 16.608.25 Y.T.L. nin dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Hükmü, her iki taraf vekili temyiz etmişlerdir.
1/A- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre davacı– karşı davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
1/B- Dosya kapsamından inşaatın yapımı sırasında 8 adet bağımsız bölümün 1992 yılı içerisinde davacı-karşı davalı tarafından satıldığı sözleşmelerde yazılı bedeller ile defterlere işlenen faturalarındaki bedellerinin farklı olduğu bu nedenle davalı-karşı davacının zarara uğradığı anlaşılmış ise de; bilirkişiler zararı karşı davanın açıldığı 22.2.2002 tarihine göre hesaplamışlardır. Davalı-karşı davacı zararın öğrenildiği tarihten itibaren makul bir sürede zararın tazminini istemeyip davacı- karşı davalı tarafından açılan davadan sonra açtığı karşı dava ile talep ettiğinden zararın artışına sebebiyet vermiştir. Bu tür zararların tazmini, zararın öğrenildiği tarihten itibaren makul bir süre beklenip bu sürenin sonunda istenmesi gerekir Bu nedenle, olaya Borçlar Kanunu m. 98/ son yollaması ile aynı yasanın 44. maddesinin uygulanması gerekir. Hal böyle olunca, bilirkişilerden ek rapor alınarak davacı- karşı davalı tarafından satılan dava konusu 8 adet bağımsız bölümün satıldığı 1992 yılından sonraki dava açılması gereken makul süreye göre ve o tarihte meydana gelen zarar hesap ettirilerek belirlenecek bu miktar hüküm altına alınmak olmalıdır. Mahkemece, bu yön gözetilmeden karşı dava tarihine göre belirlenen zararın hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
2- Davalı- karşı davacının temyiz itirazlarına gelince;
A- Yapılan yargılamaya, toplanan delillere göre aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve reddi gerekmiştir.
B- Kabul edilen asıl dava nedeniyle davacı- karşı davalı yararına dava dilekçesinde gösterilen dava değeri üzerinden vekalet ücretine hükmolunması gerekirken tescile karar verilen dava konusu bağımsız bölümlerin bilirkişilerce belirlenen ve harcı tamamlanmayan değeri üzerinden hesaplanması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1/A) bendinde yazılı nedenlerle davacı-karşı davalının ( 2/A ) bendinde yazılı nedenlerle davalı- karşı davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (1/B) bendinde yazılı nedenlerle davacı- karşı davalının , (2/B) bendinde yazılı nedenlerle davalı-karşı davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin yatırılan temyiz harcının yatıranlara iadesine, 550.00 Y.T.L. Yargıtay duruşma vekalet ücretinin davalı-karşı davacıdan alınarak davacı-karşı davalıya verilmesine, aynı miktar duruşma vekalet ücretinin davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacıya verilmesine, 29.1.2008 tarihinde oy birliği ile karar verildi.