Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/12969 E. 2007/14501 K. 19.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/12969
KARAR NO : 2007/14501
KARAR TARİHİ : 19.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 2.1.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … … hakkındaki davanın reddine, dahili davalılar hakkındaki davanın kabulüne dair verilen 20.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi dahili davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunun 747.nci maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulmasına ilişkindir.
Davacı … 2375 parsel sayılı taşınmazının genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek taşınmazı yararına davalı … …’a ait 2374 parsel sayılı taşınmaz üzerinden geçit hakkı kurulmasını talep etmiş, mahkemece davanın kabulü sonrasında hükmün davalı tarafından temyizi üzerine, Dairemizin 21.03.2005 tarihli ilamı ile özetle “2375 parsel ile 2376 ve 2377 parsellerin öncesinde bir bütün olup, 2376 ve 2377 parsel maliklerinin davaya dahil edilerek bu çerçevede araştırma yapılarak karar verilmesi gerektiğinden, 2374 parselden geçit hakkı kurulması doğru olmamıştır ” gerekçesiyle hüküm bozulmuştur.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak 2375 parsel yararına dahili davalı …’a ait 2376 ve dahili davalı … …’a ait 2377 parsel sayılı taşınmazlar üzerinden geçit hakkı kurulmasına karar verilmiş, hükmü dahili davalılar temyiz etmişlerdir.
Mahkeme hükmü dahili davalıların bizzat kendilerine değil, davacı … imzasına tebliğ edilmiş bulunduğundan yöntemine uygun bir tebligat yapılmamış olup, dahili davalı …’ın hükümden sonra mahkemeye sunduğu 14.08.2007 havale tarihli dilekçesi ile bu tarih itibariyle
hükümden haberdar olduğunun kabulü gerekir. Bu tarih itibariyle, dahili davalıların 15.08.2007 tarihli harçlandırılmış dilekçelerinin süresi içinde verilmiş temyiz itirazı olduğu kabulü ile temyiz itirazları incelemeye tabi tutulmuştur.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan deliller ve dosya içeriğine göre davalı … …’un temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalılardan … …’ın temyiz itirazlarına gelince;
Dava dilekçesi davalı …’a bizzat tebliğ edilmemiş olup diğer davalı …… imzasına tebliğ edilmiştir. Birlikte oturdukları davetiyeye şerh edilmediğine göre duruşma çağrı kağıdının davalı …’a tebliğ edildiğini kabul etmek mümkün değildir. HUMK’nun 73. maddesi hükmü gereği “hakim her iki tarafı istima veyahut iddia ve müdafaalarını beyan etmeleri için kanuni şekillere tevfikan davet etmedikçe hükmünü veremez ” kuralını getirmiştir. Yasanın bu hükmü kamu düzeni ile ilgili olup 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca yöntemince uygun biçimde davaya çağrısı bulunmayan kişinin yüzüne karşı yargılama yürütüldüğünden söz edilemez. Davalı …’ın usulüne uygun tebliğ yapılmadan ve savunma hakları tanınmadan hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … …’un temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı … … yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre … …’ın diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, paşin harcın sitke halinde yatıranlara geri verilmesine, 19.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.