YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13071
KARAR NO : 2007/14508
KARAR TARİHİ : 19.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 22.09.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 03.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, davalı kardeşine verdiği borca karşılık, davalının davacı namına ev almayı vaad ettiğini, davalıya güvenerek dava konusu evin taksitlerini ödediğini ancak taşınmazın davalı adına tescil edildiğini tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Dava inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan, onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
05.02.1947 tarih 2016 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tesbit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikle bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış, fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa H.U.M.K.’nun 292. maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Somut olayda davacı iddialarını yazılı delil ve yukarıda sözü edilen belgelerle kanıtlayamamış, verdiği delil dilekçesinde yemin deliline dayanmamıştır. Böyle olunca ispat edilmeyen davanın reddi gerekirken sırf tanık ifadelerine dayanarak kabulü doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın iadesine, 19.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.