Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/13116 E. 2007/14947 K. 27.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13116
KARAR NO : 2007/14947
KARAR TARİHİ : 27.11.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 5.12.2005 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 20.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, adına kayıtlı 686 parsel numaralı taşınmazın genel yol ile bağlantısının bulunmadığını belirterek 684 parsel numaralı taşınmazdan geçit hakkı kurulması ve daha önce aleyhine geçit hakkı tesis edilmiş bulunan 702,704,705 ve 687 parsel numaralı taşınmazlardaki yoldan yararlanması yönünde tespit kararı verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı …, davanın reddini savunmuş, dahili davalı … davayı kabul etmiş, diğer davalılar her hangi bir beyanda bulunmamışlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747. maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı yada geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından
açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya dönüldüğünde;
Davacının lehine geçit hakkı kurulması isteğinde bulunduğu 686 parsel numaralı taşınmazın geçit gereksiniminin bulunduğu açıktır.Mahkemece, dosyaya sunulan bilirkişi raporu doğrultusunda 686 parsel numaralı taşınmaz yararına 702 parselden geçit hakkı kurulmasına ve daha önce 684 parsel yararına 702, 703, 704, 705 ve 708 parsellerden kurulan geçit hakkından davacının da yararlanmasının tespitine karar verilmiştir.Ancak öncelikle, geçit hakkı taşınmazların leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit hakkı kurulan taşınmaz maliklerinin tamamının usulünce davada yer almaları gerekir. Yargılama sırasında davalı tarafta gösterilenlere ait taşınmaz dışında başka bir taşınmazdan da geçit hakkı kurulması gerektiğinin belirlenmesi halinde, bu yeni taşınmaz malikleri hakkında ya usulünce dava açılıp eldeki dava ile birleştirilmeli yada usul ekonomisi açısından harcı da verilmek suretiyle aynı davaya dahil edilmeleri sağlanmalıdır. Eldeki davada, davalı … dışındaki davalılar dahili dava yolu ile davaya katılmış olup bu davalılar hakkında yukarıda açıklanan kural çerçevesinde işlem yapılmamıştır.Mahkemece resen dikkate alınması gerekirken bu hususun gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre de;
Mahkemece, davacının istemi ile bağlı kalınarak 686 parsel numaralı taşınmazı daha önce kurulmuş bulunan geçide bağlantı sağlayacak şekilde sadece 702 parsel üzerinden geçit hakkı tesis edilmiş ise de hüküm yukarıda açıklanan ilkelere uygun değildir. Belirtilen nedenle mahkemece istemle bağlı kalınmaksızın 686 parsel yararına geçit hakkı tesis edilebilecek tüm seçenekler belirlenerek davacı parselinin genel yol ile bağlantısını sağlayacak şekilde ve yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olduğundan doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Davalının temyiz itirazlarının yukarıda açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana geri verilmesine 27.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.