YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13166
KARAR NO : 2007/14763
KARAR TARİHİ : 23.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 13.03.2007 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 03.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar davalı ile maliki bulundukları 1758 parsel sayılı taşınmazın satış konusunda anlaştıklarını tapuda yapılan işlem sırasında yine maliki oldukları 1751 parselin satış işleminin yapıldığını, ancak bu parsel üzerinde evleri bulunduğunu, yapılan yapı ve ağaçların bilirkişice 47.531 YTL olduğunu saptandığını, zemin değerinin daha düşük olduğunu ifrazı olanaklı 1751 parselden elatmanın önlenmesi davasında 2 rakamı ile gösterilen kısmın adlarına tescilini olmadığı takdirde fazla haklar saklı kalmak suretiyle yapı ve ağaçlar değeri olarak saptanan 47.531 YTL’nin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece satış işlem tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar Borçlar Kanununun 31. maddesinde hükme bağlanan bir yıllık hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle dava reddedilmiştir.
Bir tanımlama yapmak gerekirse hata; gerçeğe uymayan bir bilgi ve düşünceyi sahip olunması sonucu gerçeği ifade zannı ile hakikate uymayan o bilgi veya düşüncenin açıklanmasıdır. Mahkemece doğru olarak saptandığı üzere Borçlar Kanununun 31 maddesi hükmünce hata ile yapılan akitle kendini bağlı saymayan taraf akti ifa etmemek iradesini bir sene içersinde karşı tarafa bildirmemişse akde icazet vermiş sayılır. Kanunun belirlediği bu süre hak dürücü süredir. Ne var ki;
Olayda hata hukuki nedenine değil, Türk Medeni Kanununun 724. maddesine dayanılarak tapu iptali tescil isteğinde bulunulmuş, 723.
maddeye dayanarak da tazminat istenmiştir. Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 724. maddesi yasanın 683. maddesi mülkiyet hakkı malikine tanıdığı, yetkilere kısıtlama getirmiş ve bazı koşulların varlığı halinde yapı sahibine zeminin mülkiyetini talep hakkı tanımıştır. Mahkemece davacıların isteminin açıklanan bu hükümler doğrultusunda incelenip hükme bağlanması yerine hukuki vasıflandırmada hataya düşülerek istemin yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 23.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.