YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13333
KARAR NO : 2007/15127
KARAR TARİHİ : 29.11.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 15.8.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, herkesin iştirak edebileceği ihtiyari ve aleni müzayede suretiyle satım ilişkisine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir.
Davalı banka ihalenin onaylanmadığını, şartnamede temlikten vazgeçme yetkilerinin bulunduğunu, esasen satış bedelinin davacıya iade edildiğini, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece ihtiyari ve aleni müzayede yolu ile satım şartları davacı tarafından yerine getirildiğinden istem hüküm altına alınmıştır.
Hükmü davalı banka temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı Borçlar Kanununun 225.maddesidir. Gerçekten anılan maddenin 2.fıkrasına göre herkesin iştirak edebileceği ihtiyari ve aleni müzayedelerde satım satıcının ihalesi ile tekemmül eder. Somut olayda, davanın ihbar edildiği, … Müzayedecilik A.Ş.nin hazırlayarak elektronik ortamda yaydığı işlemler müzayede ile satıma hazırlık işlemleridir. Teklif alma ve satış şartnamesi de bu işlemlerin bir parçası ve ayrılmaz ekidir.
Eldeki davada öncelikle, davalı banka ile davaya dahil edilen … A.Ş arasındaki ilişkinin niteliği üzerinde durulmalıdır. Her iki şirket arasındaki 9.5.2006 tarihli sözleşmeye bakılırsa, … A.Ş.nin gayrimenkul tellallığı işini yükümlendiği görülmektedir. Borçlar Kanununun 404.maddesinin yaptığı tarife göre tellallık, bir ücret mukabilinde bir aktin yapılması imkanını hazırlama veya aktin icrasına aracılık işlemidir. Anılan hükmün 2.fıkrası gereğince de tellallık hakkında da vekalete ilişkin hükümlerin uygulanması gerekecektir.
Borçlar Kanununun 386/I maddesinde tanımlanan vekalet “Öyle bir sözleşmedir ki, vekile müvekkili yararına ve iradesine uygun bir sonuca yönelen bir iş görmeyi zaman kaybına tabi olmaksızın ve nisbeten bağımsız olarak yapma borcunu, sonucun elde edilmemesi riski vekile ait olmamak üzere yükler. Vekalet sözleşmesi büyük ölçüde vekil ile vekil edenin güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu da bu güven unsurundan kaynaklanır. BK. m.390/2 ‘de belirtildiği gibi vekil müvekkiline karşı vekaleti iyi bir surette ifa ile mükelleftir.
Diğer taraftan vekil, vekil edenin yararına ve onun iradesine uygun olarak hareket etmek onu zararlandırıcı davranışlardan da kaçınmak zorundadır. Vekaletin nasıl yerine getirileceği yönünde sözleşmede açıklık bulunuyor ise vekaletin yerine getirilmesi sırasında sözleşme hükümlerine bakmak vekilin vekalet görevini yerine getirirken kendisine sözleşme ile verilen yetkisini aşıp aşmadığı hususu üzerinde durmak gerekir.
Davalı banka ile dahili davalı tellal arasındaki 9.5.2006 tarihli sözleşmenin 3.1.9 maddesi hükmüne göre … A.Ş. toplayacağı satış bilgilerini bankaya verecek, ancak davalı banka hiçbir gerekçe göstermeden taşınmazı satmaktan vazgeçebilecektir. Yine aynı sözleşmenin 3.2.6 maddesine göre de, bankanın satış işlemini onaylaması asıldır. Görülüyor ki, gayrimenkul tellalı olan … A.Ş.nin sözleşmeyle kendisine verilen yetkileri aşarak doğrudan satış işlemi yapma olanağı yoktur. Dolayısıyla, gayrimenkul tellalının davacıya telgraf yazısı ile gönderdiği ihalenin banka tarafından onaylandığına ilişkin bilgi davalı bankayı bağlamaz. Diğer taraftan, elektronik ortamda müzayede suretiyle satış ilanının eki olan “Teklif alma ve satış şartnamesi”nin 9.maddesi de davalı bankaya taşınmaz satışını yapıp yapmama veya teklifleri gerekçe göstermeksizin kabul etmeme yetkisi tanımıştır. Davalı bankanın davacının teklifini gerekçe göstermeden reddetmesi sözleşmenin kendisine tanıdığı bir hakkın kullanılmasıdır.
Bütün bu açıklamalara göre, mahkemece davanın reddi yerine sözleşme hükümlerinin yanılgılı değerlendirilmesi sonucu istem yazılı olduğu şekilde hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 29.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.