Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/13535 E. 2007/14846 K. 26.11.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13535
KARAR NO : 2007/14846
KARAR TARİHİ : 26.11.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.02.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.02.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_

Davacı Hazine, davalılara ait 652 ada 2 ve 5 parsel ile 654 ada 3, 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların öncesinin mera olduğunu, imar uygulaması sonucunda taşınmazların özel kullanıma elverişli hale gelmesi durumunda hazine adına tescilinin gerekeceğini belirterek tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur.
Mahkemece çekişme konusu taşınmazın imar planı kapsamına alınan mera olduğu 4342 Sayılı Kanunun değişik geçici 3. maddesi uyarınca yerleşim yeri olarak tespit edilen yerde kalan taşınmazların belediye adına tescil edilmiş olması nedeniyle bedel talep edilmeksizin tescillerinin aynen korunacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık konusu 652 ada 2 ve 5 parsel ile 654 ada 3, 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların öncesi 652 ada 1 parsel sayılı taşınmaz olup, dosya kapsamında toplanan delillere göre, 652 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 20.02.1973 tarihinde … Belediyesi adına mera olarak kaydedilmiş ve 14.12.1984 tarihinde imar planı kapsamına alınmıştır. İmar uygulaması sonucu yol, yeşil saha, … gibi alanlar dışında kalan yerler arsa niteliği ile belediye ve 3194 Sayılı Kanunun 18. maddesince davalı şahıslar adına tapuya tescil edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için meraların hukuki niteliğinin saptanması, meralık vasfının ne şekilde değişeceğinin belirlenmesi ve imar planı kapsamında kalan meraların hukuki durumu üzerinde durulması gerekmektedir.
4342 sayılı Mera Kanununda, hayvan otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri kullanılan taşınmazlar (m 3/a) mera olarak tanımlanmış ve kullanım hakkı bir veya birden çok köy veya belediyeye ait olan meraların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu belirtilmiştir. (m 4/1) Ayrıca meraların özel mülkiyete geçirilemeyeceği de yasada düzenlenmiştir. (m 4/3)
3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi yine anılan Yasa ile değiştirilmiş, imar planı sınırları içindeki kadastrol yollar ile meydanların, imar planının onayı ile bu vasıflarını kendiliğinden kaybederek onaylanmış imar planı kararı ile getirilen kullanım amacına konu olacağı belirtilmiştir. (m 35.) Böylece mera sözcüğü 3194 Sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamından çıkarılmış ve meraların belediyeler tarafından imar planı kapsamına alınarak bu vasfını yitirmesinin önüne geçilmiştir.
Mera olarak sınırlandırılan taşınmazın bu niteliğinin değişimi ise Mera Kanunun 14.maddesinde düzenlenmiştir.
Mera Kanunun yürürlüğe girdiği 28.2.1998 tarihinden önceki uygulamada da, 3194 sayılı yasanın 11. maddesi uyarınca imar planı kapsamına alınan meraların Danıştay 1.Dairesinin 10.2.1989 tarih 1988/326-1989/19 sayılı kararı uyarınca “… imar planı sınırları içindeki meraların, planın onayı ile birlikte hukuki bakımdan meralık niteliğini yitireceği, bu yerlerden genel hizmetlere ayrılanların belediye veya özel idareye bedelsiz terkinin gerekeceği, genel hizmetler dışında özel mülkiyete konu olabilecek bir amaca ayrılan yerlerin onaylanmış imar planıyla getirilen kullanım amacına konu ve tabi olacakları, ancak bu durumun meralardan elde edilen yerlerin belediyeler adına tescilini gerektirmeyeceği” öngörülmüştür.
Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü de Danıştay kararı doğrultusunda çıkarttığı 1.5.1989 tarihli ve 1498 sayılı Genelgesinde “…imar planında …, yol, …, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerler dışında kalan ve konut, sanayi ve ticaret alanı gibi özel mülkiyete konu olan kısımların arsa vasfıyla artık belediyeler adına değil, Maliye Hazinesi adına tescil edileceği” şeklinde düzenleme getirmiştir.
Meralara ilişkin 1580 sayılı Belediye Kanunu hükümlerine baktığımızda da, Kanunun 70/11. maddesi uyarınca Belediye Meclislerinin Devlete ait meraların sadece “yararlanma ve kullanma” şekillerini değiştirebilecekleri düzenlenmiştir. Belediye Meclisi kararı ile meraların özel mülkiyete dönüştürülmesi ve satılması da olanaklı değildir (HGK.nun 26.3.1976 tarih 1976/19-1976/1172 sayılı kararı).
Ancak 7.6.2004 tarih ve 5178 sayılı yasa ile 4342 sayılı Mera Kanunun bazı maddelerinde değişiklik yapılmış ve eklenen geçici 3.madde ile de;
“Belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde kalan ve 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içerisinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı, teknik olarak mümkün olmayan yerlerin tahsis amacı değiştirilerek Hazine adına tescilleri yapılır. Ancak ilgili Belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların dava konusu olup olmadığına bakılmaksızın ücretsiz olarak tescilleri aynen ipka edilir. Hazine adına tescil edilmesi gerekirken gerçek veya tüzel kişilere tescil edilmiş taşınmazlara ilişkin açılan davalardan, emlak ve rayiç bedellerinin toplamının yarısı üzerinden taşınmazların halen maliki olan kişilerce Hazineye bedelinin ödenmesi kaydıyla vazgeçilir. Evvelce açılan davalarda Hazine lehine kesinleşen kararlara konu taşınmazların tapuları aynı esaslara göre önceki maliklerine veya kanuni mirasçılarına devredilir.” hükmü getirilmiştir.
Daha sonra, geçici 3.maddede 5334 sayılı Kanunla 20.04.2005 tarihinde değişiklik yapılmış ve bu değişiklikle Hazine adına tescili gereken 1.1.2003 tarihinden önce kesinleşen imar planları içinde yerleşim yeri olarak işgal edilerek mera olarak kullanımı teknik açıdan mümkün olmayan yerlerin ilgili belediye veya kamu kurum ve kuruluşları adına tescil edilmiş olanların tescillerinin bedel talep edilmeksizin aynen devam edeceği hükme bağlanmıştır.
Somut olayda; Dava konusu taşınmazlar önce … Belediyesine ait mera iken, … Belediyesinin 14.12.1984 günlü imar planı kapsamına alındığı ve taşınmazların bir kısmının Encümen kararı ile arsa vasfıyla Belediye adına kayıt edildiği, 652 ada 2 parselin ise 3194 Sayılı Kanunun 18. maddesi gereğince 595/2400 payının davalı … adına tescil edildiği, 652 ada 2 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 40 m2 ve 20 m2 alanında ilkel nitelikte kerpiç evler ve 654 ada 3 parselde 30 m2 alanında ilkel nitelikte bağ evi bulunduğu yoğun yerleşim amaçlı yapılaşmanın olmadığı diğer taşınmazlar üzerinde ise herhangi bir yapının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu üzerinde bir yapı bulunmayan 652 ada 5 parsel ve 654 ada 4, 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazlar ile üzerinde ilkel nitelikte yapılar bulunan 652 ada 2 parsel sayılı ve 654 ada 3 parsel sayılı taşınmazların 4342 sayılı Mera Kanununun geçici 3. maddesinde 5334 sayılı Kanunla değişiklik yapılan kanun maddesinde açıklandığı gibi imar planı içinde yerleşim yeri olarak işgal edilen taşınmazlar olduğunun kabulü mümkün değildir.
Dava konusu taşınmazların öncesi mera olan ve kamunun genelinin yararlandığı bu yer niteliğinde olduğu, yerleşim yeri olarak işgal edilmediği ve mera niteliğine kaybettiği sabittir. O halde, dava konusu taşınmazlar için yukarıda sözü edilen geçici 3. maddenin uygulanması olanağı bulunmadığından bu tür taşınmazlar imar uygulamasında ancak yine kamunun genelinin yararlandığı bir yer olarak bırakılmak koşuluyla imar planına alınabileceğinden (örneğin …, yol, …, yeşil alan, otopark, toplu taşıma istasyonu, terminal…. gibi) bu yerin kamunun yararlanmasına tahsis edilmek üzere ve bu koşulla Hazine adına tescili gerekir. Mahkemece bütün bu yönler düşünülmeden ve uygulama yeri olmadığı halde 4342 sayılı Mera Kanunun geçici 3. maddesinden bahsedilerek davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazların kabulü hükmün BOZULMASINA, 26.11.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.