YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/13591
KARAR NO : 2007/15683
KARAR TARİHİ : 07.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 27.11.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.3.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında 51.650 metrekare yüzölçümündeki 2 ada 14 parsel sayılı taşınmaz 297 sayılı vergi kaydı ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayanılarak … Küplü adına tahdit edilmiştir.
Davacı … dava konusu taşınmazla revizyon gören 297 numaralı vergi kaydının 80 ar yüzölçümünde olduğunu, 2 ada 14 parsel sayılı taşınmazın mera parselleri ile çevrili bulunduğunu, meraların kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile mülk edinilemeyeceğini, taşınmazın miktar fazlası olan 43.650 metrekarenin meradan kazanılması nedeniyle tapusunun iptali ile mera olarak sınırlandırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava red edilmiştir.
Hükmü, davacı … temyiz etmiştir.
Mera, hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki bu gibi yerler kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği ile mülk edinilemez. Gerçekten; iddia edildiği gibi 2 ada 14 parselin miktar fazlasını oluşturan 43.650 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümü mera ise, bu kısma ait davalılar tapu kaydının iptali ve taşınmazın mera niteliği ile sınırlandırılması gerekecektir. Ne var ki; mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır.
Ziraat mühendisi bilirkişi, 16.03.2007 günlü raporunda dava konusu taşınmazın zemini üzerinde meşe, pırnal, armut ve antep fıstığı ağaçlarının bulunduğunu, bazı kısımlarına da iri taşlar olduğunu, taşınmazda hayvanlara yedirilerek değerlendirilen çim, … ayrık, mavi ayrık, yumak, brom gibi bitkiler bulunduğunu, bu bitkilerin yem bitkisi özelliği gösterdiğini, komşu arazilerinde aynı bitki örtüsüne sahip olduğunu belirtmiştir. Orman mühendisi bilirkişinin ise; 04.03.2007 tarihli raporunda taşınmazın 1960’lı yıllara ait memleket haritalarındaki durumuna değinilmemiş, ancak … fotoğraflarında keşif tarihindeki gibi çalı, çit sınırlar ile çevrili olduğu saptaması yapılmıştır. Keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar da taşınmazın özel otlak olarak kullanıldığını söylemiştir. Dava konusu yerin bulunduğu kadastro paftasından 297, 298, 302, 12 ve 287 parsellerle çevrili olduğu izlenmektedir. Taşınmazı kuzeyden ve batıdan çevreleyen 287 parsel mera parselidir. Dosya kapsamından 297, 298 ve 302 parsel olarak kişiler adına kadastrosu yapılan taşınmazlar üzerinde de mera iddiası ile davalar açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu davaların sonuçlarının ne olduğu yönü üzerinde durulmamıştır. Diğer taraftan; az yukarıda sözü edildiği üzere 14 parsel kuzeyde ve batıda bütünüyle mera olan 287 parselle çevrilidir.
Mahkemece sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle, davacı hazineden 14 parsel sayılı taşınmazın dava konusu yapmadığı 8000 metrekarelik kısmının neresi olduğu sorularak krokisine işaretlenmelidir. Diğer taraftan; 14 parselin 287 parselin bir uzantısı ve doğal tamamlayıcısı olup olmadığı hususu üzerinde önemle durulmalıdır. Bunun içinde, ziraat mühendisi kişilerden oluşturulacak bilirkişi kuruluna yeniden yerinde keşif yapılarak 287 mera parselinden ve çekişme konusu 14 parselden sondaj usulü ile bitki ve toprak örnekleri almaları sağlanmalı, bunlar laboratuar ortamında incelenmeli, 14 parselin 287 parsel gibi mera özelliği gösterip göstermediği bilirkişilerce Yargıtay denetimine elverecek şekilde ayrıntılı ve gerekçeli olarak incelenmelidir. Diğer taraftan; orman mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın 1960 yılı memleket haritasındaki mahsus işaretinin ne olduğunu göstermediğinden yeniden alınacak ek raporla bu eksiklikte giderilmeli, taşınmazın sınırındaki 297, 298 ve 302 parseller hakkında açılan dava sonuçlarının ne olduğu yönü de araştırılmalı, böylelikle bütün deliller toplandıktan sonra sonucu doğrultusunda bir karar verilmelidir.
Eksik inceleme ve araştırmayla davanın yazılı olduğu şekilde reddi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 07.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.