Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/14508 E. 2007/15510 K. 06.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14508
KARAR NO : 2007/15510
KARAR TARİHİ : 06.12.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 19.10.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 28.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Davalı çekişme konusu taşınmazların kendi kazancı ile satın alındığını, açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece dava reddedilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
05.02.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere inanç sözleşmesi inanç gösterilene bir hakkın kullanılmasında davranışlarını inanç gösterenin tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanç gösterilen kişi inanç gösteren namına yapılacak bir işlemden sonra taşınmazın mülkiyetini ona geçirme borcu altına girer. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde hükmen yerine getirilmesi mahkemeden istenebilir. Sözü edilen İçtihadı Birleştirme kararı uyarınca da inanç sözleşmesinin yazılı delille kanıtlanma olanağı vardır.
Somut olayda; davacının eşi tarafından davacı aleyhine açılan boşanma davasının yargılaması sırasında tanık olarak dinlenen davalı … 13.07.2006 günlü duruşma tutanağına geçirilen beyanında çekişme konusu parselleri kasdederek «….. babam benim adıma 2005 yılında bana iki tane arsa aldı ancak kastı benim için almak değil, kendi adına alması halinde bu paranın kaynağını Almanya’da açıklayamayacağı kaygısıydı…» demek suretiyle dava konusu taşınmazların inanç ilişkisinde maliki olduğunu mülkiyeti ileride davacı babasına geçirme borcu bulunduğunu ikrar etmiştir.
İkrar; açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayları tümünü veya bir bölümün doğru olduğunun bildirilmesi demektir. İkrarın ispat gücü yapıldığı yere göre belirlenir. Dava konusu olayda ikrar mahkeme huzurunda sözlü olarak (mahkeme içi ikrar) yapılmıştır. HUMK.nun 236/1 maddesi hükmü uyarınca sözlü olarak yapılıp duruşma evrakının geçirilen ikrar geçerlidir ve ikrar eden aleyhine başka bir davada da kesin delil teşkil eder. Hal böyle olunca; iddia davalının ikrarı ile ve yazılı ve kesin delille kanıtlanmıştır. (H.G.K 23.05.2007 tarih 2007/14-289-291 sayılı kararı)
Açıklanan nedenlerle kanıtlanan davanın kabulü yerine yazılı bazı gerekçelerle reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 06.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.