Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/14742 E. 2007/15739 K. 10.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14742
KARAR NO : 2007/15739
KARAR TARİHİ : 10.12.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalı aleyhine 29.1.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 23.8.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, … köyünde Mart 1997 tarih 11 nolu ve Mart 1998 tarih 18 nolu taşınmazların babalarının ölümü ile kendilerine intikal ettiğini, haricen taksim sonucu dava konusu 600 m2 yerin kendisinin kullandığını bu yeri, dava dışı … , rehin olarak bıraktığı yıl, taşınmazdan elde edilen fındığı davalı kardeşinin topladığını, vaki müdahalesinin önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, dava konusu yeri kullanan dava dışı … hakkında açtığı davada … müdahalesinin men’ine karar verildiğini, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece çekişme konusu yerin yapılan taksim ve oluşan fiili kullanıma göre davacıya bırakıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Çekişme konusu taşınmazda davacı 1/2, davalı ise 3/12 oranında paydaştır. Davalının, davacının rehin olarak bıraktığı … karşı açtığı davada, mahkemece taşınmazın hangi malike ait olduğu belirlenmediği, her bölümde tüm kayıt maliklerinin de payı bulunduğu, … geçersiz işleme dayanarak zilyet bulunduğu gerekçeleri ile davalı …’ın açtığı elatmanın önlenmesi davası kabul edilmiş, hüküm Yargıtay’ca onanarak kesinleşmiştir.
Kural olarak paylı mülkiyet rejimine tabi taşınmazdan yararlanamayan paydaş engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan payına vaki elatmasının önlenmesini isteyebilir. Ancak paydaş çekişmeli taşınmazda payına göre az veya çok yararlanmakta ise, diğer paydaşın elatmasının önlenmesini isteyemez. Çünkü bu durumda, sorunun çözümü taşınmazın taksimi veya suyuun satış suretiyle giderilmesi davası açılması ile sağlanabilir.
Toplanan delillerden taşınmaz üzerinde, tüm paydaşların birleşimi ile yapılmış olan bir yararlanma anlaşması mevcut değildir. Mahkemece böyle fiili bir anlaşmanın varlığı kabul edilmiş ise de, tanıklar, tüm hissedarların taksime katılmadığını, … aleyhine açılan davada dinlenen bir kısım tanıklarda davacının aynı taşınmazda başka bir bölümü kullandığını ifade etmişlerdir. Az yukarıda sözü edilen davada davalı taraf farklı ise de kurulan hükümde, malikler arasında fiili ve rızai taksim yapılmadığı belirlendiğinden, taşınmazda başka bir bölümü kullanan davacının davasının açıklanan ilkeler doğrultusunda reddi gerekirken kabulü doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 10.2.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.