YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/14853
KARAR NO : 2007/14842
KARAR TARİHİ : 26.11.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 10.5.2005 gününde verilen dilekçe ile çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 19.12.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar paydaş oldukları … köyü 1134, 1137 ve 1139 parsel sayılı taşınmazlarına, davalının müdahale ederek kullanmasından dolayı el atmasının önlenmesini talep etmişlerdir.
Davalı ise 1979 tarihinde haricen düzenlenen senetle davaya konu edilen taşınmazları davalıların murisi Mustafa Alrak’tan satın aldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacıların isteminin kabulü üzerine, hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, mülkiyet hakkına dayalı el atmanın önlenmesi istemine ilişkindir.
Davaya konu taşınmazlardan 1137 ve 1139 parsellerin ifrazlarından önce 676 parsel numarası ile kayıtlı bulunduğu evrede davacılar murisi Mustafa tarafından şimdiki davalı … aleyhine 1986 yılında açılmış davada, Aralık Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.12.1991 gün ve 1986/175 E. 1991/480 K. sayılı ilamı ile harici satın alma senedi ile davalının satıcıya ödediği 650 bin TL’nin davalıya ödenmesi koşulu ile el atmanın önlenmesine karar verilmiştir. Bu ilamın kesinleşip kesinleşmediği, kesinleşmiş ise 650 bin TL’nin davalıya ödenip ödenmediği anlaşılamamaktadır. Davalı böyle bir bedel aldığı yolunda beyanda bulunmadığına ve davacıların da bir ödeme yaptıkları yolunda beyanda bulunmadıklarından, ödeme yapıldığını kabul etmek yanlış olur.
Gerçekten, yasanın belli bir sözleşmenin geçerliliği için yazılı şekil veya resmi şekil aramış olması durumunda o şekil şartına uyulmadan yapılan sözleşmeler geçersizdir. Somut olayda olduğu gibi, davalının haricen satın alması kadastro tarihinden sonraki bir tarihe rastladığından, Tapu Kanunu’nun 26, Borçlar Kanunu’nun 213 ve Türk Medeni Kanunu’nun 706. maddeleri hükmü gereği taşınmaz mülkiyetinin devrini sağlayan sözleşmeler resmi biçimde yapılmadığı sürece geçerli sayılmayacaklarından temlik için hukuki sonuç doğurmaz. Önceki ilamda da vurgulandığı üzere davalının ödediği bedel kendisine iade edilinceye kadar teslimde direngen olmasından söz edilemeyeceğinden ancak bu bedelin ödenmesi koşulu ile el atmanın önlenmesine karar verilebilir.
Mahkemece davalı hapis hakkı düşünülmeden el atmanın önlenmesi kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.11.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.