YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1487
KARAR NO : 2007/1796
KARAR TARİHİ : 26.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.3.2004 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalılar …, … mirasçıları, … ve … … aleyhindeki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulüne dair verilen 1.3.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar …vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteğinin değer yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 ( önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir. Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının nedenidir. Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantısı sağlanır. Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyacı veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur. Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir. Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava geçit hakkı kurulması istemiyle açılmıştır. Mahkemece davacının 16 parseli için mülkiyeti davalı … Değer ve arkadaşları adına kayıtlı 9 parsel üzerinden … ile boyalı D harfi ile gösterilen güzergahtan geçite karar verilmiş, hüküm 9 parsel malikleri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait 16 numaralı parselin genel yola sınırı bulunmaması nedeniyle geçite ihtiyacının olduğu açıktır. Mahkemece keşif yerinde hazır edilen teknik bilirkişi Sadullah Gülenç 18.07.2005 tarihli raporunda beş ayrı seçenekli geçit güzergahı belirleyerek mahkemenin takdirine sunmuştur. Mahkemece D harfi ile gösterilen yer üzerinden geçide hükmedilirken bu seçeneğin davacı bakımından en az masrafla edinilebileceği ve en kısa yol olduğu düşüncesinden hareket edildiği anlaşılmaktadır. Temyiz dilekçesinde de açıkça belirtildiği üzere bu güzergah 9 parseli ikiye bölmekte olup bu parselin ekonomik değerini düşürdüğü gibi bütünlüğünü de bozmuş olmaktadır. Davacıya, masraf ve mesafe bakımından kolaylık sağlanırken 9 parsel maliklerine komşuluk hakkını da aşar şekilde ağır bir külfet yüklenmektedir. Fedakarlıkların denkleştirilmesi düşünülürken, davalıya yüklenen külfetin davacı yararından oldukça fazla bir değere ulaşmaması gerekir. Hükümle belirlenen bu seçenek açıklanan nedenlerle uygun seçenek kabul edilemez.
23.06.2005 tarihinde mahallinde yapılan keşif esnasında dinlenilen mahalli bilirkişi ve tanıklar beyanlarında davacıya ait 16 parsel ile davacının kardeşi olan davalı … …’a ait olan 27, 28 ve 29 parsellerin öncesinin bir bütün olduğunu bildirmişlerdir. Mahkemece 27, 28 ve 29 parsellerden kurulacak geçit ile diğer bir seçenek olan 23 ve 18 numaralı parsel malikleri de davaya usulünce dahil edilerek 27, 28, 29, 23 ve 18 parsel sayılı taşınmazlardan geçecek şekilde kurulacak geçit alternatifleri de değerlendirilmelidir. Bu cümleden olarak genel yola çıkışı bulunmayan 16 parsel sayılı taşınmazın 27-28 ve 29 parsel sayılı taşınmazlardan ifraz ile oluştuğu belirtildiğinden, davacıya ait 16 numaralı parselin, davalı … …’a ait 29 parsel ile kesiştiği noktadan başlamak üzere 29 parsel tarafından, bir tarım aracının geçebileceği ve nihayet 3 metre genişliğinde, 29 parselin güney-batı sınırından ve devamında yine davalı … …’a ait 28 parselin güney-batı sınırından devamla ve yine davalı … …’a ait 27 parsel sayılı taşınmazın kuzey veya güney sınırından takiben 25 ve 26 parsellerin kuzeyindeki yol ile birleşerek genel yola ulaşılabilecek alternatif ile davacıya ait 16 numaralı parselin, davalı … …’a ait 29 parsel ile kesiştiği noktadan başlamak üzere 29 parsel tarafından, bir tarım aracının geçebileceği ve nihayet 3 metre genişliğinde, 29 parselin güney-batı sınırından ve devamında yine davalı … …’a ait 28 parselin güney-batı sınırından devamla ve yine davalı … …’a ait 27 parsel sayılı taşınmazın doğu kısmından takiben güneye doğru devam eden fen bilirkişinin 18.07.2005 tarihli raporunda turuncu renkle gösterilen kısımdan devamla 23 ve 18 parsellerden geçerek genel yola ulaşan alternatifin, mahkemece objektif esaslara uygun olarak değerlendirilerek uygun geçit güzergahının tespitine karar verilmelidir.
Kabule göre de; hükümde, tespit edilen geçidin genişliği, uzunluğu ve miktarının infazda tereddüt oluşturacak şekilde belirtilmemesi ve depo edilen geçit bedeli hakkında hüküm kurulmaması, ayrıca geçit hakkının Türk Medeni Kanunun 748/3 maddesi gereği tapu siciline kaydına da karar verilmemesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar …vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine, 26.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.