Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15170 E. 2007/15378 K. 04.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15170
KARAR NO : 2007/15378
KARAR TARİHİ : 04.12.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 08.01.2007 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece 522 ada 84 parselin 24 parsele ifrazı ile oluşturulan taşınmaz tapu kaydından bahsedilerek bilirkişinin hesapladığı payların davacılar adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davalılardan … temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan aynı yer Sulh Hukuk mahkemesinin 2002/1345 Esasında kayıtlı davada davacıların davalılar aleyhine yine satış vaadi sözleşmesine dayanarak 552 ada 84 parselin tapu iptali ve tescil isteminde bulundukları istemin hüküm altına alındığı, kararın Yargıtay denetiminden geçtiği infazı aşamasında sorun çıkması üzerine davacılar tarafından tavzih isteminde bulunulduğu mahkemenin tavzih talebini reddettiği, tavzih talebinin reddine ilişkin kararı davacıların temyiz etmedikleri bundan sonra aynı istem için eldeki davayı açtıkları anlaşılmaktadır.
Görülüyor ki; davacılar 522 ada 84 parselin satış vaadi sözleşmesine dayalı olarak mülkiyet aktarımı istemiyle dava açmış, lehlerine hüküm almışlardır. Eldeki davada aynı amaca yönelik olarak açılmıştır. Kural
olarak, bir istek dava edilerek hükme bağlandıktan sonra aynı istek yeniden dava konusu yapılamaz. Kısaca söylemek gerekirse, davacıların ikinci davayı açmakta hukuki yararları yoktur. İlk davada yargı yollarını tüketmemiş olmaları davacılara ikinci bir dava açma hakkı vermez. Böyle olunca dava hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi yerine esasının incelenerek hükme bağlanması doğru olmadığından karar bozulmalıdır. Kabule göre de;
HUMK.nun 388 ve 389. maddeleri hükmünce kararda her iki tarafa bahşedilen hak ve yükümlülüklerin infazında tereddüt meydana getirmeyecek şekilde açık-seçik yazılması gerekir. İnfazı sağlayacak hüküm fıkrası yeni bazı kuşkulara yer vermekte ise taraflar arasında aynı konudaki çekişmenin önüne geçmek mümkün olmaz. Nitekim somut olayda; davacıların eldeki ikinci davayı açmalarının nedeni hüküm fıkrasının infazındaki olanaksızlıktır. Dava 522 ada 84 parsele ilişkin olarak açılmış iken bilirkişi raporunda denetleme yapılmaksızın dava konusu edilmeyen 24 parselden de söz edilmek suretiyle karar kurulması yine hükmü infaz edilemez hale getirmiştir. Bu hususta bozmayı gerektirir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.12.1007 gününde oybirliği ile karar verildi.