Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/152 E. 2007/1119 K. 12.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/152
KARAR NO : 2007/1119
KARAR TARİHİ : 12.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.04.1997 gününde verilen dilekçe ile noter satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 26.10.2005 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanılarak tapu iptali ve tescil istemi ile Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince sözleşmedeki değere bakılarak davanın Sulh Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekeceğinden bahisle 20.11.1997 tarihinde görevsizlik kararı verilmiş ve açılan dava Sulh Hukuk Mahkemesi esasına kaydedilmiştir.
Bundan sonra, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu taşınmazların muris tarafından satın alındığı iddiasıyla tapu iptali tescil davası açılmış, bu davaya taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayanan ve tescil talebinde bulunan davacı … asli müdahil olarak katılmış, bunun üzerine Sulh Hukuk Mahkemesince gerek dava konusu taşınmazların aynı taşınmazlar oluşu ve gerekse davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunuşu sebebiyle her iki dava arasında bağlantı varsayılarak davaların 21.09.1998 tarihinde birleştirilmesine karar verilmiş ve her iki dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesindeki dosyada birleşmiştir. Ne var ki; Asliye Hukuk Mahkemesince davalar arasında irtibatın bulunmadığı kabul edilerek Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen dava dosyası tefrik edilmek suretiyle 12.04.2004 tarihinde ayrılmış, her iki dava dosyası da Asliye Hukuk Mahkemesinin ayrı ayrı esaslarına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiş, ancak tefrik kararı veren Asliye Hukuk Mahkemesi Sulh Hukuk Mahkemesince birleştirilen dava dosyası hakkında görevsizlik kararı vermiştir.
Görevsizlik kararına ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerçekten, birleştirme kararı verildikten sonra birleştirilen dosyanın birleştiği dava dosyasından yargılamanın iyi bir şekilde yürütülmesini teminen ayrılması mümkündür. Ancak, bu gibi durumlarda mahkemenin ayrılan dosyayı tekrar birleştirme kararı veren mahkemeye geri göndermesi söz konusu olamaz. Şayet, dosyaların birleştirildiği mahkeme ayırma kararı vermişse bunun kendisine ait esasta ayrı bir numara verilerek ayrılan dosyaya tefrik kararı veren mahkemece görülmesi gerekir. Nitekim, mahkemece açıklanan doğrultuda işlem yapılmış, birleştirilen dava dosyası 12.04.2004 tarihinde tefrik edilip, mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmiştir. Birleştirilen dosyanın görüldüğü mahkemenin yeni bir görevsizlik kararı ile dava dosyasını yeniden Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı vererek göndermesi tefrik edilen dosyanın birleştirme kararı veren mahkemeye geri gönderilmesi anlamına gelir. Diğer taraftan birleştirme kararı verilip, bu karar kesinleştikten sonra birleştirme kararı bir başka mahkeme tarafından hangi nedenle olursa olsun eleştirilerek bir başka mahkemenin verdiği kararın yok hükmünde sayılması diğer bir mahkemeye düşmez. Bu konunun inceleme yeri ve Kanuna uygunluğunun denetimi Yargıtay’a ait bir görevdir. Hal böyle olunca, tefrik edilen dava dosyasının da Asliye Hukuk Mahkemesinin ayrı bir esasına kaydedilerek Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerekir. Açıklanan nedenle, Asliye Hukuk Mahkemesince bir başka mahkemenin verdiği karar eleştirilerek yeniden görevsizlik kararı verilmesi usule uygun düşmemiştir.
Diğer yandan, birleştirilen dava dosyası ile tefrik edilen dava dosyası ve sonradan açıldığı anlaşılan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/179 esasında kayıtlı satış sözleşmesinin iptaline ilişkin dava dosyalarının sonuçları doğrudan birbirini etkileyeceğinden tapu iptali ve tescil isteminin reddine dair mahkeme kararının kesinleşmesi ile Sulh Hukuk Mahkemesine açıldığı bildirilen satış sözleşmesinin iptaline dair dava dosyalarının sonuçlarının bekletici mesele sayılması eldeki taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesine dayalı tescil davası bakımından zorunludur.
Bütün bunlardan dolayı mahkemece az yukarıda sözü edilen dava dosyaları sonucunun beklenerek çekişmenin esası hakkında bir hükme varılması
yerine HUMK.nun 46 ve 48.maddelerine aykırı olarak yeniden görevsizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 12.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.