Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15359 E. 2008/322 K. 24.01.2008 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15359
KARAR NO : 2008/322
KARAR TARİHİ : 24.01.2008

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.01.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu kaydında yüzölçümü düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapuda yüzölçümü düzeltilmesi istemiyle açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, hükmü davalı … Sicil Müdürlüğü vekili temyiz etmiştir.
5520 sayılı yasayla değişik Tapu Kanununun 31.maddesi uyarınca, tapu kaydında yüzölçümü miktarının düzeltilebilmesi için o taşınmaz malın gerçek yüzölçümünün Tapu sicilindekinde yazılı olan miktarından daha az veya fazla olması ve dava konusu taşınmazın sınırdaki taşınmazlarla da bir çekişmesinin bulunmaması gerekir.
Somut olayda ise, dava konusu 139 ada 89 parsel sayılı taşınmaz çapa bağlıdır. Çapa bağlanmış taşınmaz malların yüzölçümü çap kaydının uygulanması ile belirlenir. Ancak, taşınmazın kadastro tespiti veya sonradan yapılan kadastro işlemleri sırasında ölçü, tersimat ve hesaplamalardan doğan fenni hatalar ve bundan kaynaklanan yüzölçümü hatası varsa bunun düzeltmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 41.maddesine göre mümkündür. Gerçekten, anılan hükme göre “Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle geometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilinin müracaatı veya Kadastro Müdürlüğünce re’sen düzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğ olunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılması yolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltme kesinleşir.
Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklik işlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronun dayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re’sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.”
Görülüyor ki, gerçek kişiler anılan hüküm gereğince düzeltme işlemi için öncelikle Kadastro Müdürlüğüne başvuracak, istem müdürlükçe kabul edilirse bu işlemin iptali için dava yoluna ancak aleyhine düzeltme yapılan ilgililer gidebilecektir.
Olayda, davacı taşınmazının kadastroca çapa bağlanırken yapılan fenni hata nedeniyle yüzölçümü miktarının hatalı olduğu, düzeltme isteğinin bundan kaynaklandığı ileri sürüldüğüne göre, kaydın yüzölçümünün Tapu Kanununun 31. maddesi doğrultusunda düzeltme olanağı yoktur. Düzeltme Kadastro Yasasanın 41. maddesinde gösterilen prosedüre göre yapılmalıdır. Açıkçası, davacı bir başka idari bir makamın yapması gereken iş ve işlem için doğrudan yargı merciine başvurmuştur. Mahkemece açıklanan bu olgu ve HUMK. nun 7. maddesi hükmü gözetilerek idari makamın görevine giren bir iş kendisine arz olunduğundan davanın yargı yeri nedeniyle reddi yerine istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 24.01.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.