YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15676
KARAR NO : 2007/16526
KARAR TARİHİ : 28.12.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 20.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda murise ait isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 05.07.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydına yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Taşınmazların, kadastro tespiti ya da tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik ya da hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
İsim düzeltme davaları, taşınmazın aynına ilişkin bulunduğundan HUMK.nun 13.maddesi uyarınca, taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde açılır.
Tapuda isim düzeltilmesi davasını, tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanısıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanununun 702.maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde, ortaklardan herhangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin, aktif dava ehliyeti vardır.
Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilerek açılması gereken kayıt düzeltme davalarında, mahkemece sağlıklı bir inceleme yapılmalı, kayıt maliki ile ismi düzeltilecek kişinin aynı kişi olduğu kuşkuya yer vermeyecek şekilde saptanmalıdır. Bu saptama yapılırken de aşağıda açıklanan yöntem izlenmelidir.
1-Düzeltilecek tapu kaydı tüm dayanakları ile birlikte getirtilmelidir.
2-Nüfus Müdürlüğünden, kayıtta geçen kişi ile aynı kimlik bilgilerine sahip bir başka kişinin kaydının bulunup bulunmadığı sorulmalı, kaydı düzeltilecek kişinin nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, gerekirse kök kayıtlar da istenmelidir.
3-Cumhuriyet Savcılığı aracılığıyla, taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki ile aynı ismi taşıyan başka kişi bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
4-İstem konusunda tanık dinlenmelidir.
5-Tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise, tanıklar ve varsa tespit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Açıklanan bu hususlar çerçevesinde inceleme ve araştırma sonucu, tapu ve nüfus bilgileri arasında bağlantı ve tutarlılık sağlandığında davanın kabulü yoluna gidilmelidir.
Davanın niteliği gereğince, yargılama harcı ve vekalet ücreti maktu olarak belirlenmelidir.
Tapu Sicil Müdürlüğü de yasal hasım olduğundan yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Davacı, dava konusu 45 ada 3 parsel sayılı taşınmaz maliklerinden dedesinin dedesi olan muris …’ın tapu kaydında yazılı olmayan soyisminin “Kahya” olarak yazılması suretiyle düzeltilmesini istemiş, son duruşmada ise, murisin … olan ismine Kahya ismi de eklenerek “… ” şeklinde düzeltme yapılmasını talep etmiştir.
Mahkeme, davanın kabulüne karar vermiş,
Hükmü, davalı vekili temyize getirmiştir.
Yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir.
Davacı, … oğlu …’dır. Dosyaya getirilen nüfus kayıtları ve ibraz edilen veraset ilamlarına göre davacının babası …, dedesi … . Dedesinin babası … , … babası da … oğlu … . … ve … soyisimleri yoktur.
45 ada 3 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro beyannamesi incelendiğinde tarih ve numaraları yazılı tapu kayıtlarına göre toplam 4 hisse itibariyle 1
hissesi … , 1 hissesi … ve 2 hissesi’de … oğlu …’ın … hissesi tedavül görerek … … (davacının dedesidir), buradan da … kızı tedavül gördüğü belirtilerek, edinme sebebi bölümünde açıklanan nedenlerle … oğlu … (1/4), … kızı (1/4) ve … oğlu … (2/4) adlarına paylı olarak tesbit edildiği, bilahare … ve … hisselerinin intikal ile tedavül gördüğü anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalara göre tapuda isminin düzeltilmesi istenen kişi … oğlu …’dır. Dosyaya gelen tüm nüfus kayıtları ve belgelere göre davacının … oğlu … isimli bir mirasbırakanı görülmemektedir. Kök muris kayıtlara göre … oğlu … . Dosyada mevcut kayıtlar itibariyle davacı … murislerinin tapu maliki … oğlu … ile ırsi ve hukuki bağlantısı sağlanmamaktadır. … oğlu …’ın kim olduğu, davacı … murisleri ile bağlantısı tam olarak açıklığa kavuşturulmamıştır. … … oğlu … isimli bir kişiyi bilmediğini söylemiştir. Mahkemece, Nüfus Müdürlüğün’den tapuda malik görünen … oğlu …’ın kimlik bilgileri sorulmalı, varsa nüfus kayıtları getirilmeli; nüfus kaydı, tapu ve dayanakları ile bağlantı oluşturacak şekilde incelenmeli, bu inceleme için dayanak tapu kayıtlarının tüm evveliyat kayıtları da istenmelidir.
Cumhuriyet Savcılığı aracılığı ile taşınmazın bulunduğu mahalde kayıt maliki … oğlu …’ın bulunup bulunmadığı, yaşayıp yaşamadığı, davacı … ailesi ile bağlantısının ne olduğu araştırılmalı, tüm bu araştırmalar sonucu hala kesin bir kanaat oluşmamış ise tanıklar ve varsa tesbit bilirkişileri de taşınmaz başında dinlenerek keşif yapılmalıdır.
Yukarıda belirtilen ilkelere uygun inceleme ve araştırma yapıldıktan sonra neticesine göre bir karar vermek gerektiği halde mülkiyet nakli oluştuğu kuşkusu yaratacak şekilde tesis edilen hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; 45 ada 3 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması ile bir çok parsele ayrıldığı anlaşılmaktadır. Bu imar parsellerinden … oğlu … adına tescil edilen 45 ada 322 parsele ait tapu senedi dosyaya ibraz edilmiştir. 45 ada 3 parsel kök kadastro parseli’dir. Bu parselin, imar uygulaması görmesi sonucu oluşan ve … oğlu …’ın malik olduğu tüm tapu kayıtları getirilip incelenmeden 45 ada 3 parsel yazılarak kayıtta düzeltme yapılması, ayrıca davanın niteliği itibariyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılması gerekirken davalıya yüklenmesi de doğru olmamış, bu yönler de bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 28.12.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.