YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15814
KARAR NO : 2008/126
KARAR TARİHİ : 21.01.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 29.11.2002 gününde verilen dilekçe ile Türk Medeni Kanununun 725. maddesi gereğince irtifak hakkı tesisi, değilse temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne, irtifak hakkı tesisine dair verilen 29.05.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava Türk Medeni Kanununun 725. maddesine dayalı temliken tescil istemine ilişkindir.
Davalı davacının iyiniyetli olmadığını açılan davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece 29.12.2006 günlü bilirkişi raporunda A ve B harfleri ile gösterilen ve toplam 15.40 m2 olarak ölçülen taşınmaz üzerinde davacının 32 parsel lehine bedeli karşılığı irtifak hakkı tesisine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
Gerçekten Türk Medeni Kanununun 725. maddesiyle mülkiyet hakkının içeriğini belirleyen aynı yasanın 683. maddesine sınırlama getirilmiş, «…..durum ve koşullar haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı iyiniyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir» hükmüne yer verilmiştir.
Görülüyor ki; Türk Medeni Kanununun 725. maddesine göre açılan davada öncelikle aranması gereken husus kendi malzemesiyle başkasının arazisi üzerine inşaat yaparak taşkınlığa sebebiyet veren kişinin iyiniyetidir. Buradaki iyiniyetten maksat 05.07.1944 tarih ve 12/26 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da belirtildiği gibi malzeme malikinin mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancı ile hareket etmesidir. Diğer taraftan 14.02.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında vurgulandığı üzere iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de, iyiniyet sav ve savunması defi olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan, mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulmalıdır.
Somut olayda; taraflara ait 31 ve 32 numaralı parsellerin bulunduğu yörede 1955 yılında tapulama tespitinin kesinleştiği her iki parselin de çapa bağlandığı anlaşılmaktadır. Dosyada yer alan bilgi ve belgelere göre davacı daha önce 32 parsel üzerindeki eski evini yıkmış, sonradan yaptığı evi davalının 31 parseline 15.40 m2 taşırmıştır. Kural olarak çapa bağlı taşınmazlarda mülkiyet hakkının kapsamının Türk Medeni Kanununun 719 ve 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20.maddeleri uyarınca çap kaydı belirleyeceğinden, davacının çap kaydı dışına çıkarak taşkın inşaat yapması iyiniyetli bir davranış olarak kabul edilemez. Kısaca söylemek gerekirse olayda iyiniyet koşulu gerçekleşmediğinden davanın kabulü olanağı yoktur.
Diğer taraftan 3194 sayılı İmar Kanununun 26 ve 27. maddelerinde belirtilen ayrıcalıklar dışında inşaata başlanmadan önce tüm yapılar için ruhsat alınması zorunludur. Buradaki ruhsat kavramı arsa malikine taşınmazı üzerine imar koşullarına uygun bir yapıyı veya yapılmış bir yapı üzerindeki esaslı değişiklik ek ve onarımlar yapılabilmesi için yetkili merciice verilen izin belgesi olarak anlaşılmalıdır. Ruhsat için arsa belediye veya mücavir alanlar sınırında ise ilgili belediyeye dışında kalıyorsa valiliklere başvurulması gerekir. Taşınmaz belediye ve mücavir alanı dışında değilse yapılacak binanın nitelikleri Plansız Alanlar Yönetmeliğinde gösterilmiştir. Anılan yönetmeliğe uygun izin alınmaksızın ve yönetmeliğin belirlediği koşullara uygun düşmeyen bir bina meydana getirilmesi bu bina tıpkı 3194 sayılı İmar Kanununa aykırı ve yıkımı gereken bina sayılır. Yasaya aykırı yapılmış bina sebebiyle bir taşınmaz için irtifak hakkı tesisi yasalara aykırılığın devamı sonucu meydana getireceğinden, İmar Mevzuatına uygun yapılmamış binalarda irtifak hakkı tesisi olanağı yoktur.
Kabule göre de; yukarıda değinilen konuda bir araştırma yapılmaksızın istemin hüküm altına alınması doğru olmamıştır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.