Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/15849 E. 2007/16199 K. 24.12.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/15849
KARAR NO : 2007/16199
KARAR TARİHİ : 24.12.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.09.2006 gününde verilen dilekçe ile hileye dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.02.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacı vekili 16.09.2004 tarihli dilekçesinde davacı …’nin epilepsi hastası olduğunu, dava dışı üvey oğlu … ’nin kandırarak 995 parsel sayılı taşınmazdaki payını, davalıya sattırdığını, davacının işlem ehliyeti bulunmadığından tapusunun iptali ile davacı adına tescilini istemiştir.
Davalı, epilepsi hastalığının hukuki işlem yapmaya engel olmadığını savunmuştur.
Mahkemece dava kabul edilmiş,
Hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Davada davacının tapuda payını devir ettiği tarihte, sürekli unutkanlığı olup kandırılabilir durumda olduğu satış işleminin bilincinde olmadığı iddia edilmektedir.
Davranışlarını eylem ve işlemlerinin sebep ve sonuçlarını anlayabilme, değerlendirebilme ve ayrıt etme gücü bulunmayan bir kimsenin kendi iradesi ile hak kurabilme, yükümlülük altına girebilme ehliyetinden bahsedilemez. Bu husus Türk Medeni Kanununun 9. maddesinde de değinilmiş ve “fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleri ile hak edinebilir ve borç altına girebilir” hükmü getirilmiştir. Yasanın 10. maddesinde fiil ehliyetinin başlıca koşulu olarak ayırtım gücü ile reşit olma kabul edilmiş, “ayrıt etme gücüne sahip ve kısıtlı olmayan bir ergin kişinin fiil ehliyeti vardır” hükmüne yer verilmiştir.
“Ayrıt etme gücü” başlıklı Türk Medeni Kanununun 13. maddesinde, yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden bir ile akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olmayan herkesin bu kanuna göre ayırt etme gücüne sahip olduğu hükme bağlanmıştır. Diğer yandan anılan yasanın 15. maddesi gereğince de, kanunda gösterilen ayrık durumlar saklı kalmak üzere ayırt etme gücü bulunmayan kimsenin fiilleri hukuki sonuç doğurmaz. Görülüyor ki; yukarıda sözü edilen yasa maddelerinin ışığı altında olaya yaklaşıldığında bir kimsenin ehliyetinin tespiti gerek şahıs ve gerekse mamelek hukuku bakımından son derece önemlidir.
Somut olayda tanıklar davacı …’de davranış bozukluğu bulunduğunu ifade etmişler, Mersin Devlet Hastanesinin 01.06.2005 tarihli sağlık kurulu raporunda Hayriye’nin “Demans” hastalığının bulunduğu medeni haklarını kullanamayacağı belirtilmiş bu rapora göre de davacı …’ye 20.07.2006 tarihinde kızı … vasi olarak tayin edilmiştir. Dosya içinde mevcut 12.11.2001 tarihli Silifke Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu raporundan da Hayriye’nin epilepsi hastası olduğu anlaşılmaktadır. bu durum karşısında davacı …’nin tapuda payını davalıya temlik ettiği tarihte hukuki ehliyete sahip olup olmadığı yöntemince incelenmeli, bu konuda tarafların tüm delilleri toplanmalı, hukuki işleme tanıklık eden ve akit tablosunda imzaları bulunan tanıklar dinlenmeli …’ye ait, tedavi gördüğü hastahenedeki raporlar, hasta ve müşhade kağıtları sağlanarak hukuki ehliyetin varlığı veya yokluğunu en yetkili sağlık kurulundan özellikle Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak saptanmalıdır.
Mahkemece açıklanan hususları doğrultusunda iş ve işlemler yapılmadan davacı …’nin ehliyeti sahip olmadığı kabul edilerek davanın kabulü doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ve hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 24.12.2007 tarihinde karar verildi.