YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16253
KARAR NO : 2008/359
KARAR TARİHİ : 25.01.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 4.8.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukuka aykırı davranışın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.6.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, komşusu davalının açık besi ahırı nedeniyle kokudan ve ayrıca beslediği köpeklerin çıkardığı sesten rahatsız olduğunu ileri sürerek besi ahırının kaldırılmasını ve köpeklerin uzaklaştırılmasını istemiştir.
Davalı, taşınmazların bulunduğu bölgede bir çok besi ahırı bulunduğunu yerel örfe göre davacının bu duruma katlanması gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davalının besi ahırı için gerekli hijyen koşulları yerine getirmediği, köpeklerinde rahatsızlık yarattığı gerekçesiyle hayvan işletmesi ve köpeklerin kaldırılmasına ilişkin hüküm kurulmuştur.
Hükmü, davalı temyiz etmiştir.
Dava, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi isteğine ilişkindir. Medeni Kanunun 683 maddesi “Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içerisinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir.” hükmü ile malikin mülkiyet hakkının hukuksal sınırlar içinde kullanabileceğini düzenlemiştir. Anılan Kanunun taşınmaz mülkiyet hakkının kısıtlamalarını düzenleyen “Komşu hakkı” bölümünde “kullanım biçimi” başlığı altında yer alan 737. maddesi “Herkes, taşınmaz mülkiyetinden doğan yetkilerini kullanırken ve özellikle işletme faaliyetini sürdürürken, komşuların etkileyecek taşkınlıktan kaçınmakla yükümlüdür. Özellikle; taşınmazın durumuna, niteliğine ve yerel adete göre komşular arasında hoş görülebilecek dereceyi aşan duman, buğu, kurum, toz, koku çıkartarak, gürültü ve sarsıntı yaparak rahatsızlık vermek yasaktır. Yerel adete uygun ve kaçınılmaz taşkınlıklardan doğan denkleştirmeye ilişkin haklar saklıdır.” hükmü ile de malike, mülkün kullanılmasında komşuya zarar verecek taşkınlıklardan sakınma ödevi yükleyerek, yasal kısıtlamalardan birisini düzenlemiştir.
Taşkınlıktan amaç ise, komşuluğun olağan hoşgörü sınırlarını aşan ve komşunun kendisi ve ailesi ile taşınmazı zararına aşırı derecede etkili olabilecek iş ve eylemlerdir. Bu eylemlerin saptanmasında, taşınmazın bulunduğu yerin kullanma amacının, niteliğinin, konuya ilişkin düzenlemelerin ve yasal boşluk bulunması halinde mahalli örf ve adetlerin göz önünde tutulması gereklidir. Bu tür uyuşmazlıkların çözümünde hakim, gerek zararı saptama, gerekse zararı giderici önlemleri bulma yönünden her somut olayın özelliğini gözetmek, tarafların yarar zarar dengelerini değerlendirmek durumundadır.
Komşuluk hukukunun öngördüğü sınırları aşan kullanım halinin saptanması halinde ise, mahkemece, kurulacak hükümde, zararlı davranışın giderim şeklinin ve taraf yükümlülüklerinin açıkça gösterilmesi zorunludur.
Tüm bu açıklamalardan sonra somut olaya döndüğümüzde, davalının açık besi ahırının bulunduğu ve bu besi ahırında da köpek beslediği sabittir. Yerelinde yapılan keşifte dinlenen doktor bilirkişi, davalı ahırının mevcut hali ile çevreye kötü koku yaydığı, sinek, sivrisinek, haşere gibi böceklerin oluşumuna uygun ortam yarattığı bu hali ile de çevre ve halk sağlığı açısından zararlı olduğunu bildirmiştir. Raporunda ayrıca, fosoptik çukuru açıldığı, katı ve sıvı atıkların günlük olarak temizlendiği ve etrafının tamamen örtüldüğü takdirde zararın önlenebileceği bildirilmiştir. Mahkeme doktor bilirkişinin zararın giderim şekline ilişkin alınması gereken önlemlerin davalı tarafından alınmadığı belirtilerek dava kabul edilmiştir.
Az yukarıda da değinildiği gibi, komşuluk hukukuna aykırı davranışın giderilmesi istemlerinde komşuluğun katlanma yükümlülüğünü aşan oranda zararın saptanması halinde mahkemenin öncelikle bu zararın giderim şeklini saptaması ve bu hususun hüküm altına alması gerekir. Davalıya ait ahırın çevreye zarar verdiği ve davacının eylemlerinin komşuluk hukukuna aykırılık oluşturduğu ve bunun komşunun katlanma yükümlülüğü sınırlarını da aştığı tanık anlatımları ve doktor bilirkişi raporu ile sabit olmuştur. Doktor bilirkişi alınması gerekli önlemlere de değinmiştir. Bir başka ifade ile ahır tümden kaldırılmadan zararın giderilmesi olanağının bulunduğu saptanmıştır. Mahkemece tüm bu olğular gözetilerek taşınmaz başında yeniden keşif yapılması dinlenecek uzman bilirkişiler aracılığı ile davalının ahır işletmesi ve köpekleri açısından alması gereken önlemlerin belirlenmesi ve sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana geri verilmesine, 25.1.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi.