YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/16538
KARAR NO : 2008/400
KARAR TARİHİ : 25.01.2008
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacılar tarafından, davalı aleyhine 04.09.2007 gününde verilen dilekçe ile elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 26.10.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, çaplı taşınmaza ve mera olduğu iddia edilen orta malı niteliğindeki 45 parsele davalının elatmasının önlenmesi istemiyle açılmıştır.
Davalı yapılan işlemlerin köy yararına olduğunu ve köy ihtiyar heyetinin kararıyla yapıldığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davacılardan …’ın paylı malik olduğu 141 parsel ile 45 mera parseline davalının elatmasının önlenmesine ve yapılan işlerden ötürü taşınmazların eski hale getirilmesine karar verilmiştir.
Hükmü davalı temyiz etmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının aşağıda kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2-Köy Tüzel Kişiliğinin yararına da olsa özel mülkiyete konu taşınmazlarda köy tüzel kişiliğinin kamulaştırma yetkisi bulunduğundan, bu yetki kullanılmaksızın yapılan elatmalar hukuka aykırıdır. Gerçekten de mahkemenin doğru olarak saptadığı üzere yersiz elatmanın giderilmesi gerekir. Ancak;
10.09.2007 tarihli teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen kroki ve raporda davalının 141 parselde A harfi ile gösterilen göze yeri ve 21 m2 de boru döşeyerek elatması 45 parselde ise 88 m2 boru döşeyerek yaptığı tecavüz ile B harfli kaptaj yerine elatması bulunduğu saptanmıştır. Kısaca ifade etmek gerekirse, müddeabih bunlardan ibarettir. Mahkemece istemin teknik bilirkişiler raporuyla bağlı kalınarak hüküm altına alınması yerine davalının hem 141 hem de 45 parselin tamamına elatması varmış gibi hüküm tesisi yanlıştır.
Diğer yandan; HUMK.nun 388. maddesi gereğince yazılan kararların hiçbir şüphe ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde açık yazılması kararlarda iki tarafa yüklenen hak ve borçların infazda kuşkuya neden olmayacak biçimde açıkça yazılması gerekir. Mahkemece her ne kadar 141 ve 45 parsellerin «eski hale getirilmesi» ne dair hüküm kurulmuşsa da, bunun yönteminin gösterilmeyerek infazda yeni tartışmalara yol açılması da doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, 25.01.2008 gününde oybirliği ile karar verildi.