YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/1805
KARAR NO : 2007/9720
KARAR TARİHİ : 18.07.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.08.2004 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 03.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili ve duruşmasız olarak davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.05.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacılar vekili Av. … ve Av. … … ile davalılar vekili Av. … geldiler Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 07.07.1981, 22.03.1994, 17.06.1983 ve 12.09.1983 tarihlerinde düzenlenen taşınmaz mal satış vaadi sözleşmelerine dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece 429.500 m2 yüzölçümlü 103 parsel sayılı dava konusu taşınmazda önceki satıcı … dışında başkaca mirasçıların da iştirak halinde payı bulunduğundan, açılan davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacılar ve bir kısım davalılar vekili temyize getirmiştir.
1-Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2-Tarafların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden hükmen 103 parsel sayılı taşınmazın maliki olan …’nun biçimine uygun düzenlenen 07.07.1981 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesiyle 1/2 payını …’a satış vaadinde bulunduğu, bu kişinin de yine biçimine uygun düzenlenen 17.06.1983 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesiyle 103 parselde kazandığı 1/2payın 1/4’ünü … ve …’ya satışını vaad ettiği, …’nın taşınmazdaki payını 12.09.1983 tarihinde davacılardan …’a satış vaadinde bulunduğu bayi-i evvel …’nun 1982 yılında öldüğü 22.03.1994 tarihinde … mirasçıları ile 07.07.1981 tarihli satış vaadi sözleşmesinin vaad alacaklıları Kemallettin Kıyak ve …’ın bir araya gelerek 07.07.1981 tarihli taşınmaz mal satış vaadi sözleşmesini fesh ettikleri, aynı tarihte biçimine uygun düzenlenen ayrı bir sözleşmeyle 103 parselin 1/3 hissesinin … mirasçıları uhdesinde bırakıldığı, 1/3 payın davacıların bayi-i olan …’a satışının vaad edildiği, 1/3 payın da dava dışı Kemallettin Kıyak üzerinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Davadaki istemin dayanağı 22.03.1994 tarihinde … mirasçılarının …’a satış vaadinde bulunduğu 1/3 paydır. Davacılar 17.06.1983 ve 12.09.1983 tarihli sözleşmelerle …’a ait 1/3 payın 1/2’ sini satın almıştır. Gerek 17.06.1983 ve gerekse 12.09.1983 tarihli sözleşmeler biçimine uygun düzenlendiğinden, hüküm ve sonuç meydana getirir. Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Bu bakımdan mahkemece davacıların satıcısı olan …’a … mirasçıları tarafından 22.03.1994 tarihinde yapılan satış vaadi ile verilmesi kararlaştırılan 1/3 payın, 17.06.1983 ve 12.09.1983 tarihli sözleşmeler uyarınca 1/2 payının davacılar adına tescili gerekir. Ancak;
3194 sayılı İmar Kanunun 18/son maddesince veraset yoluyla intikal eden bu kanun hükümlerine göre şuyulandırılan Kat Mülkiyeti kanunu uygulaması tarım ve hayvancılık, turizm sanayi ve depolama amacı için yapılan hisselendirmeler için cebri icra yoluyla satılanlar hariç imar planı olmayan yerlerde her türlü yapılaşma amacıyla arsa ve parselleri hisselere ayıracak özel parselasyon planları ve satış vaadi sözleşmeleri yapılamayacağından mahkemece kamu düzenine ilişkin yasa hükmü üzerinde durularak taşınmazın hisselendirmeler suretiyle tescilinin olanaklı olup olmadığı araştırılmalı sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır.
Yukarıdan beri yapılan anlatımlar bir yana bırakılarak orta yerde hüküm ve sonuç doğuran satış vaadi sözleşmeleri bulunduğu halde davanın somut olaya uygun düşmeyen bazı nedenlerle reddi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarda 1. bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, hükmün 2. bent uyarınca BOZULMASINA, 500,00’er YTL duruşma vekalet ücretinin taraflardan alınarak yek değerine verilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 18.07.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.