Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/2019 E. 2007/6458 K. 29.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2019
KARAR NO : 2007/6458
KARAR TARİHİ : 29.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 3.3.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 18.7.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekilleri tarafından istenilmekle, tayin olunan 29.5.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı ve vekili ile karşı taraftan davalılar ve vekili gelmediler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, yanlar arasındaki 24.5.2002 günlü sözleşme gereği devri gereken 18 parseldeki davalılara ait 1/4 oranındaki payın iptal ve tescili, ikinci kademedeki istek ise taşınmazın rayiç değerinin saptanması suretiyle bu oranda davalılardan tahsisi istemi ile açılmıştır.
Mahkemece 24.5.2002 tarihli sözleşme geçersiz olduğundan mülkiyet aktarımı isteminin bu nedenle, ikinci kademedeki tazminat isteğinin ise sözleşme feshi nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davada, “protokol” başlıklı 24.5.2002 günlü sözleşmenin fotokopisi delil olarak sunulmuştur. Ne var ki, davacının dayandığı fotokopi sözleşmedeki taraf imzalarına veya fotokopi belge metnine karşı davalılar bir itiraz yöneltmemiştir. Böyle olunca, davalıların imzasını taşıyan ve içeriğine itiraz edilmeyen senet usul hukuku açısından yazılı belge olarak kabul edilmelidir. Bu sözleşmenin fesh edildiğinin savunulması halinde savunan tarafın fesih işlemini aynı biçimdeki yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
Açıklanan nedenlerle mahkemenin fotokopi de olsa usul hukuku açısından yazılı belge olarak kabulü zorunlu sözleşmeyi salt fotokopi olduğundan bahisle geçersiz sayan ve anılan sözleşmenin fesih edildiğini benimseyen görüşünde isabet yoktur. Ancak;
Dayanılan 24.5.2002 günlü sözleşme ile davalıların, dava konusu taşınmazlarda bir kısım pay mülkiyetini davacıya aktarmayı taahhüt ettiği görülmektedir. Türk Medeni Kanununun 706. maddesince taşınmaz mülkiyetinin devrini amaçlayan sözleşmenin geçerli olması resmi şekilde yapılması koşuluna bağlı olduğundan gerçekten sözleşme bu yönü ile geçersizdir. Mahkemece, değinilen durumun gözetilerek mülkiyet nakline ilişkin istemin reddi sonuç olarak doğru, davacının değinilen yönleri amaçlayan temyiz itirazları yersizdir.
24.5.2002 günlü sözleşme biçim koşuluna uyularak yapılmadığından geçersiz olsa da bir taahhüt işlemi olarak hüküm ve sonuç meydana getireceğinden davacı anılan sözleşmeye dayanarak mülkiyet nakli isteminde bulunamazsa da, geçersiz sözleşme ile verdiklerini geri isteyebileceğinden Mahkemenin davacının ikinci kademedeki istemi olan tazminat talebini davacıya açıklattırması, bu konudaki taraf delillerinin istenip toplanarak değerlendirilmesi gerekir. Değinilen husus üzerinde durulmadan ikinci kademedeki istemin yazılı bazı nedenlerle reddi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanana nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın yatırana iadesine, 29.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.