YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2043
KARAR NO : 2007/3316
KARAR TARİHİ : 27.03.2007
MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 06.12.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde ödenen bedelin iadesinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tapu iptali ve tescil talebinin reddine, bedel iadesi talebinin kabulüne dair verilen 26.09.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 24.9.1998 tarihli adi yazılı sözleşmeye dayalı tapu iptali ve tescil olmadığı takdirde satış bedeli olarak ödenen 50 bin alman markının güncelleştirilmiş değerinin tahsili istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, 24.9.1998 günlü adi yazılı sözleşme geçersiz olduğundan tapu iptali ve tescil isteminin reddine peşin ödenen yabancı paranın dava tarihindeki güncelleştirilmiş değeri 62.676.50 YTL’nin dava tarihinden faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Hükmü, davacı temyiz etmiştir.
Davacının dayandığı 24.09.1998 tarihli “taksitle konut tahsis sözleşmesi” başlıklı sözleşmede … ili … İlçesi 300/3 parselde kayıtlı 5.blok 3.kattaki 7 numaralı bağımsız bölümün satışı kararlaştırılmıştır. Satılan bağımsız bölüm konuttur. Ne var ki, sözleşmeyi satıcı sıfatı ile imzalayan davalı şirketin bu sözleşmede hangi amaçla hareket ettiği açık değildir. Davalı şirket ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal sunan tüzel kişi ise, başka bir anlatımla, yüklenici sıfatıyla veya aynı zamanda arsa sahibi olmakla birlikte yüklenici sıfatını öne çıkartarak bir malı mesleki faaliyeti kapsamında davacıya satmış ise bu tür bir hukuki işlem 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesi kapsamında kalacağından aynı Yasanın 23. maddesine göre eldeki davaya tüketici mahkemesi bakar. Ancak, satıcı olan davalı mesleki faaliyeti olmaksızın üzerinde kayıtlı bir taşınmazı harici sözleşme ile davacıya satmış ise bu satış işleminden kaynaklanan davanın tüketici mahkemesinde görülme olanağı yoktur. Öncelikle kamu düzeninden olan ve resen gözetilmesi gereken görev hususu açıklığa kavuşturulmalıdır.
Bu nedenle, hem davacı ve hem de davalı şirket yetkilileri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 230. maddesi hükmünce isticvab edilmeli, 24.09.1998 tarihli sözleşmedeki satıcı şirketin bu satışı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında yapıp yapmadığı gerek duyulursa, tarafların delilleri de toplanarak açıklığa kavuşturulmalıdır.
Mahkemece yeterli deliller toplanmadan karar gerekçesinde bir yandan davalının müteahhit olmadığı kabul edilmişken diğer yandan davaya tüketici mahkemesi olarak bakılması bir çelişkidir.
Diğer taraftan, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu davalı şirketin satışı ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında yüklenici sıfatı ile yaptığı anlaşılırsa 30.09.1988 tarih 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince her ne kadar tapuda kayıtlı bir taşınmaz mülkiyet naklinin Türk Medeni Kanununun 706 ve Borçlar Kanununun 213. maddelerince biçimine uygun sözleşme ile yapılması gerekirse de Kat Mülkiyeti Kanununa tabi bir binadan bağımsız bölüm satın alınması durumunda alıcı tüm borçlarını ifa ederek taşınmazı da teslim alıp kullanmasına rağmen satıcının tapuda mülkiyet devrine yanaşmaması halinde satışın geçersizliğini ileri sürmek Türk Medeni Kanunun 2. maddesi ile hükme bağlanan iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağından adi yazılı satışa değer vermek gerekir. O yüzden mahkemece yapılacak araştırma sonucuna göre de 30.09.1988 tarih 2/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının olayda uygulanmıyacağı da düşünülmelidir.
Yukarıda açıklandığı üzere işlem yapılması için mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 27.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.