Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/2312 E. 2007/3311 K. 27.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2312
KARAR NO : 2007/3311
KARAR TARİHİ : 27.03.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.11.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve mera olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 9.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, tapu iptali, tescil ve sınırlama istemi ile açılmıştır.
Mahkemece dava kabul edilmiş, kararı davalı temyiz etmiştir.
Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; çekişmeli taşınmazın 4753 sayılı Yasa uygulamasında mera tahsisinin yapıldığı, 31.10.1991 tarihli 2981 sayılı Yasaya göre yapılan kadastro işleminde arsa niteliği ile dava dışı belediye adına tespit ve tescil edildiği, daha sonra belediyenin satışı sonucu davalı gerçek kişi adına kayıt oluşturulduğu anlaşılmaktadır.
Taşınmazın belediye adına tescilindeki yasal dayanak, 3290 sayılı Kanunla değişik 2981 sayılı Yasanın 10 uncu maddesinin (b) bendidir. Gerçekten, uygulamada kısaca “İmar Affı Kanunu” olarak da bilinen İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler Hakkındaki Kanunun 10. maddesinin (b) bendince Yasanın öngördüğü koşulların varlığı halinde bu gibi yerlerin belediye ve özel idareler adına tescili olanaklıdır. Ancak; belediye adına yapılan tescil yasanın aradığı şartlar yerine getirilmeden eksik ve yetersiz işlemler sonucu gerçekleşmiş ise bu tescil yolsuz tescildir. Kayıt, tapu siciline yolsuz tescil edilmişse bu kaydın iptali için her zaman dava açılma olanağı vardır. Bu nedenle çekişmeli taşınmazın belediye adına tescil nedeninin yolsuz olup olmadığı üzerinde durulması gerekecektir.
2981 sayılı “İmar Affı Kanunu”nun 10/b maddesi uyarınca bir yer ancak üzerinde imar mevzuatına aykırı olarak toplu binalar edilmiş hisseli veya özel parselasyona dayalı arsa ve arazilerde hisse miktarları ve fiili kullanma durumları dikkate alınarak hak sahipleri adına tescil edilebilir. Somut olayda ise; dava konusu taşınmazın arsa niteliğinde olduğu, üzerinde imar mevzuatına aykırı herhangi bir şekilde toplu bina inşaatı bulunmadığı sabittir. Diğer taraftan dava konusu taşınmaz imar hudutları içinde de değildir.
Hal böyle olunca; mahkemenin bu olguları dikkate alarak gerçek kişi üzerindeki kaydı iptal edip taşınmazı mera olarak sınırlandırmasında yasaya aykırılık yoktur.
Yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve tüm dosya içeriğine göre davalının bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine, 27.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.