YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2332
KARAR NO : 2007/3959
KARAR TARİHİ : 10.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalılar aleyhine 24.7.2006 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki kaydın terkini istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 5.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin gider olmadığından reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, 269 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydı beyanlar hanesindeki “üzerindeki benzin istasyonu kantar … ve …, …’lara aittir” kaydının muhtesatın paydaş davalılardan satın alınması sebebiyle terkini ve davacı adına tescilinin sağlanması istemiyle açılmıştır.
Davalılardan … davayı kabul etmiştir.
Mahkemece kadastronun kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
Gerçekten, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünce tutanaklarda belirtilen haklara sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. Ne var ki, davada davacı kadastronun kesinleşmesinden önceki sebebe değil kadastrodan sonra muhtesatın diğer hak sahipleri ile yaptığı harici satışın varlığını ileri sürüp bu davayı açmıştır. Davadaki istem kadastrodan sonraki bir nedene dayalı olduğundan olayda 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesinin uygulama yeri yoktur. Mahkemenin bu sebebe dayalı olarak davayı reddetmesi açıklanan nedenlerle yasaya aykırı olmuştur. Kaldı ki, davalılardan …’nin yöntemine uygun verilmiş kabul beyanı da bulunmaktadır.
Davacının tadil suretiyle adına tescilini istediği şerhin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19.maddesi hükmünce taşınmazın maliki başkaları olduğundan hak sahibi kişinin durumunu üçüncü kişilere duyurmak ve bildirmek amacıyla konulduğu kuşkusuzdur. Uygulamada kısaca “muhtesat şerhi” olarak bilinen bu tür haklar binanın yıkılması veya yanması gibi bazı sebeplerin ortaya çıkmasıyla sona erer. Bundan sonrada yapı sahibinin arz üzerinden hakkı kalmaz. Şayet davacının iddia ettiği gibi muhtesat diğer hak sahiplerinin satmasıyla davacıya geçmişse muhtesatın tıpkı bir taşınmaz mal gibi el değiştirmesi yani satışa veya satış vaadine konu teşkil etmesi olanaklıdır. Bütün bu nedenlerle mahkemece çekişmenin esasının davalılardan …’nin kabul beyanı da gözetilerek incelenmesi gerekirken yeri olmadığı halde hak düşürücü sürenin varlığı sebebiyle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana idaesine, 10.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.