YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2387
KARAR NO : 2007/2806
KARAR TARİHİ : 16.03.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 28.06.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim tashihi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 01.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu sicilinde yanlış yazıldığı öne sürülen malike ait kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemi ile açılmıştır.
Davaya konu taşınmaz 827 parsel numarası ile zilyetlik hukuki nedenine dayalı olarak … oğlu 1338 doğumlu … … adına tespit ve tescil edilmiştir. … Merkez, … Köyü 59 Hane’de nüfusa kayıtlı olan davacı …, tapu kaydında malik olarak belirlenen kişinin kendisi olduğunu, ne var ki, baba adının “…” olmasına rağmen tapuda “…” olarak, adının “…” olmasına rağmen “…” olarak, soyadının “…” olmasına rağmen “…” olarak yazıldığını belirterek yanlışlıkların nüfus sicilindeki biçimine uygun şekilde düzeltilmesini istemiştir.
Tapu Sicilindeki malike ait kimlik bilgileri bir müzekkereye geçirilmek suretiyle bu kişi adına ahvali şahsiye sicillerinden kayıt örneği istenmiş, Nüfus İdaresinden gelen cevaba göre “… oğlu … …” adında birisine ait sicillerde kayıt olmadığı bildirilmiştir. 1977 yılında yapılan tespite göre kayıt malikinin doğum tarihi 1338’dir. Davayı açan … oğlu …’nin nüfus kaydına göre de doğum tarihi 1338 tarihini taşımaktadır. Oturumda dinlenen tanıklar … ile …’de … oğlu … … ile … oğlu …’ün aynı kişiler olduğunu söylemişlerdir. Bu kişiler,davacı …’nin babası “…”ın halk arasında “…” olarak söylendiğini de ifade etmişlerdir. Tüm bu deliller, tespit sırasında bilgilerine başvurulan muhtar ve yerel bilirkişilerin malike ait nüfus sicilindeki bilgileri bilmemeleri nedeniyle halk arasındaki bilinenden hareketle beyanda bulunmaları sonucu malike ait bilgilerin tutanağa yanlış geçirildiğini göstermektedir. Toplanan deliller davanın kabulü halinde bir mülkiyet değişikliğine sebep olunmayacağını gösterdiğinden istemin hüküm altına alınması yerine yazılı gerekçe ile reddi doğru değildir. Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 16.03.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.