Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/2411 E. 2007/3583 K. 02.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2411
KARAR NO : 2007/3583
KARAR TARİHİ : 02.04.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı tarafından, davalılar aleyhine 28.12.2005 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde daire bedelinin yasal faizi ile birlikte ödenmesinin istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davalı … hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalı …. ve Tic.Ltd.Şti. hakkındaki davanın reddine dair verilen 9.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu iptali ve tescil, ikinci kademedeki istek, taşınmazın dava tarihindeki bedelinin tahsili istemleriyle açılmıştır.
Mahkemece, davalılardan limited şirketin ticaret sicilindeki kaydı 11.12.2003 tarihinde terkin edilerek şirket tüzel kişiliği sona erdiğinden, diğer davalı … ise şirketin yetkili temsilcisi olup ona karşı dava açılamayacağından davanın reddine karar verilmiştir.
Hükmü davacı temyiz etmiştir.
İstemin dayanağını teşkil eden noterde düzenlenen “taahhütname” başlıklı 17.1.1997 tarihli belgede davacıya satılan yerin üzerine inşaat yapılan 63 ada 5 parseldeki C Blok 11 numaralı bağımsız bölüm olduğu, davalı şirketin taahhütnameyi yüklenici sıfatını kullanarak verdiği anlaşılmaktadır. 4822 sayılı Kanunla değişik 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanununun 3.maddesi (c) bendi uyarınca konut ve tatil amaçlı taşınmaz malların (e) bendinde tanımı yapılan tüketici tarafından (f) bendindeki satıcıdan alınması durumunda ortaya çıkan uyuşmazlıkların yasanın 23.maddesi uyarınca Tüketici Mahkemelerinde görülmesi gerekir. Mahkemece bu olgu gözetilerek o yerde ayrı bir Tüketici Mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi, yoksa davaya tüketici mahkemesi sıfatıyla bakılması gerekirken çekişmenin esası incelenerek hüküm tesisi doğru değildir.
Kabule göre de;
Az yukarıda sözü edildiği üzere, şirket hakkındaki dava … Yapı Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin fesih ve tasfiye edilerek ticaret sicilinden terkin edilmesi sonucu tüzel kişiliği son bulduğundan sözü edilerek davada husumet ehliyeti kalmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 552.maddesi yollamasıyla limited şirketler hakkında da uygulanması gereken aynı yasanın 446/son maddesi gereğince tasfiye sonucunda düzenlenecek son ve kesin bilançonun şirketin genel kuruluna sunulmasından ve aynı kanunun 447.maddesinde öngörülen işlemlerin tamamlanmasından sonra şirketin sicilden terkini için başvuru hakkı doğar. Gerçekte şirketin tasfiye işlemleri tamamlanmamış ve yasal tasfiye koşulları tamamen yerine getirilmemiş ise tasfiyenin kapatılıp ticaret sicilinden kaydının silinerek şirketin tüzel kişiliğinin sona erdirilmiş olması tasfiyenin yasa ve usule uygun düşmemesi nedeniyle, tasfiye işlemleri sırf şekil koşulları yerine getirilmekle sona ermiş sayılmaz. Buna rağmen, limited şirketin ticaret sicilindeki kaydı fesih ve tasfiye sebebiyle terkin edilmiş ise şirkete karşı subjektif bir hakkı olduğunu ileri süren kişi yada kişiler tarafından şirketin ihyası için tasfiyeyi yapan memur yada tasfiye kuruluna husumet yöneltilerek dava açılabilir.
O halde, şirketin ihyası için subjektif hak iddiasında bulunan davacıya uygun bir mehil verilmeden ve açılırsa ihya davası bu dava bakımından ön mesele sayılmadan ve şayet şirketin ihyasına karar verilmesi durumunda davaların tasfiye memuru yada tasfiye kurulu huzuru ile yürütülerek sonuçlandırılması gerekeceği düşünülmeden yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması da kabul şekli bakımından doğru değildir.
Karar açıklanan nedenlerle bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 2.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.