Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/2834 E. 2007/3072 K. 22.03.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/2834
KARAR NO : 2007/3072
KARAR TARİHİ : 22.03.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 9.6.2004 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali, tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 18.4.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ve davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava, taşkın yapı nedeniyle Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı temliken tescil istemiyle açılmıştır.
Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu elatılan yer bilirkişice 0.29 metrekare olarak belirlendiğinden esasen tecviz dahilindeki bu yerle ilgili istemin reddine karar verilmiştir.
Hükmü taraflar temyiz etmiştir.
Davadaki istemin dayanağı Türk Medeni Kanununun 725.maddesidir. Gerçekten bir başkasına ait taşınmaz üzerine taşırılan ve iyiniyetli yapı yapan malzeme maliki uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu araziden ayrılarak kendisi adına tescil edilmesini isteyebilir.
Somut olaya gelince; dosyada yer alan Biga Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/75 esasında kayıtlı dava dosyasının incelenmesinden bu davanın davalısı …’ın çapa dayanarak davalı …’ın çap kapsamındaki bir yere elattığını ileri sürerek men’i müdahale ve kal istemli dava açtığı, yapılan yargılama sonucu mahkemenin bilirkişilerin 11.4.2002 günlü krokisini nazara alarak krokide A harfi ile gösterilen 1.30 ve B harfi ile gösterilen 1.56 metrekare yüzölçümündeki yere kal suretiyle elatmanın önlenmesine karar verdiği görülmektedir. Hüküm Yargıtay denetiminden geçerek 11.03.2004 tarihinde kesinleşmiştir.
Eldeki davada 44 parsel maliki … kendilerinin 45 parsele 11.04.2002 tarihli krokide A ve B harfleri ile gösterilen kısımlarına duvar yaparak elatmalarının olduğunu kabul etmişler ve bu kısımların Türk Medeni Kanununun 725.maddesi uyarınca adlarına tescilini istemişlerdir.
HUMK.nun 237.maddesi hükmünce tarafları, dava konusu ve dayanılan hukuki sebebin aynı olması halinde önceden verilen karar sonradan açılan davada kesin hüküm gücünü gösterir. Kesin hükümden amaç, kişiler arasındaki çekişmelerin kısa bir zaman sürecinde giderilmesi, bu çekişmelerin nihai bir şekilde halledilmesidir. Kuşkusuz, kesin hüküm hem kişiler hem de devlet bakımından hukuki durumda istikrar sağlar. Hukuka ve mahkeme kararlarına güven kesin hükümle sağlanabilir. Orta yerde kesin hüküm gücünü kazanan mahkeme kararı varken ve hükmen mahkeme kararı ile bir saptama yapılmışken sonradan açılan davada kesin hükmün sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeni bir araştırma ve inceleme yapılamaz. Esasen bu durumu davacılar da kabul etmiş ancak bu defa başka bir hukuki sebebe dayanarak elatmalarının önlenmesine karar verilen A ve B harfli yerlerin adlarına tescilini istemiştir.
Yukarıdan beri yapılan açıklamalar karşısında mahkemece yapılması gereken iş davacı ve sonradan mirasçılarının dava konusu yaptıkları bölümlerin temliken tescilini isteyip isteyemeyeceklerini Türk Medeni Kanununun 725.maddesi çerçevesinde inceleyip sonuçlandırmak olmalıdır.
Değinilen hususlar bir yana bırakılarak kesin hükme rağmen yeni bir saptama yapılıp davanın yazılı şekilde reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 22.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.