Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/3117 E. 2007/3633 K. 05.04.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3117
KARAR NO : 2007/3633
KARAR TARİHİ : 05.04.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 5.9.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 12.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi asli müdahil davacı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı 35 parseldeki 5 numaralı bağımsız bölümün 1/2 oranında maliki olduğunu, hakkında yapılan icra takiplerinden etkilenmemesi için maliki olduğu payı bacanağı olan davalıya 12.1.2005 tarihinde bedelsiz devrettiğini, aralarındaki yazılı sözleşmeye göre devrettiği payın ileride kendisine tekrar geçirileceğini, ancak 1/2 pay maliki …’in şufa davası açarak kayıt üzerine tedbir koydurduğunu, bu tedbir nedeniyle iradi işlem yapılamadığını, davalı üzerindeki 1/2 payın iptal ve adına tescilini istemiştir.
Davalı … açılan davayı kabul ettiğini belirtmiştir.
Davaya önce müdahil olarak katılan ayrıca, … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/304 esasında kayıtlı birleştirilen davayı açan … taraflar arasında muvazaalı işlemler yapıldığını bu işlemlerle şufa hakkının bertaraf edilmek istendiğini açılan davanın reddini ileri sürmüştür.
Mahkemece davalının kabul etmesi nedeniyle 3224 ada 35 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki 5 numaralı bağımsız bölümün davalı adına olan 1/2 payın iptali ile davacı adına tesciline karar verilmiştir.
Hükmü davaya asli müdahil olarak katılan ve birleşen davanın davacısı temyiz etmiştir.
İncelenen dosya kapsamından 3224 ada 35 parsel sayılı taşınmaz üzerindeki binada kat irtifakı kurulduğu, 3.kat 5 numaralı 10/80 arsa paylı taşınmazın 1/2 payının …, 1/2 payının da … adına kayıtlı iken, davacı …’in 12.1.2005 tarihinde payını davalı …’a temlik ettiği, 1/2 pay sahibi …’in şufa hakkını kullanarak 9.5.2005 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/121 esasında kayıtlı davayı açtığı, anılan mahkemece kayıt üzerine 25.5.2005 tarihinde ihtiyati tedbir kararı konulduğu, eldeki davanın ise 5.9.2005 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 732.maddesi hükmünce “önalım hakkı” paylı mülkiyette bir paydaşın taşınmaz üzerindeki payını tamamen veya kısmen üçüncü kişiye satması halinde diğer paydaşa satılan payın öncelikle alımını sağlayan yenilik doğurucu bir haktır. Burada öncelikle davaya asli müdahil olarak katılan birleşen davanın davacısının taraflar arasında görülen davadaki hukuki durumunu tartışmak gerekir. Gerçekten, müdahil 5 numaralı bağımsız bölümün paydaşı olup diğer paydaş … payını üçüncü bir kişiye temlik etmişse Türk Medeni Kanununun 732.maddesine dayanarak şufa hakkı kullanabilir. Taşınmazındaki payın davacı …’e açılan dava sonucu geri dönmesi halinde ise kanuni şufa hakkını kullanamayacağı açıktır. O yüzden yasanın kendisine tanıdığı hakkı tehlike altında olan … davanın taraflarının kötüniyetli iş ve işlemler içinde olduğunu davaya katılarak ileri sürebilir.
Dosyadaki bilgilere göre tarih sıralaması yapıldığında davacının payını tapuda 12.1.2005 tarihinde davalıya devrettiği, müdahilin şufa davasını 9.5.2005 tarihinde açtığı eldeki bu davanın ise 5.9.2005 tarihinde açıldığı görülmektedir. Tarih sıralamasına nazaran dosya kapsamından davacının müdahilin şufa hakkını ortadan kaldırmak için bu davayı açtığı belirgindir. Her ne kadar davalı 13.12.2005 günlü yargılama oturumunda davayı kabul ettiğini, duruşma tutanağını imzalayarak beyan etmiş ise de, az yukarıda sözü edildiği üzere gerek eldeki dava gerekse, davalının kabul beyanı müdahilin şufa hakkını bertaraf etmek üzere belirtildiğinden hüküm ve sonuç meydana getirmez. Zira, Türk Medeni Kanununun 2.maddesi hükmünce herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz. Böyle olunca iyiniyet iddiasında bulunamayacak durumda olan taraflar arasındaki iş ve işlemler müdahili bağlamayacağından mahkemece davanın reddi yerine salt kabul beyanına bakılarak istemin hüküm altına alınması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 5.4.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.