YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3201
KARAR NO : 2007/3690
KARAR TARİHİ : 05.04.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar, arasındaki tapu iptali-tescil davasından dolayı mahal mahkemesinden verilen yukarıda gün ve sayısı yazılı hükmün; Dairemizin 12.10.2006 gün ve 2006/9332-2006/10834 sayılı ilamiyle onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla, dosya içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, satış vaadi sözleşmesine dayanan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Kaynağını Borçlar Kanunu’nun 22. maddesinden alan taşınmaz satış vaadi sözleşmeleri, Borçlar Kanunu’nun 213. maddesi ile Türk Medeni Kanunu’nun 706 (önceki Medeni Kanunun 634) ve Noterlik Kanunu’nun 89. madde hükümleri uyarınca noter önünde resen düzenlenmesi gereken, bir başka anlatımla geçerliği resmi şekil şartına bağlı kılınan, tam iki tarafa borç yükleyen ve kişisel hak sağlayan sözleşme türüdür. Vaad alacaklısı, taşınmaz satış vaadi sözleşmesi ile mülkiyet devir borcu yüklenen satıcıdan edim yerine getirilmediğinde Medeni Kanunun 716 (önceki Medeni Kanun 642) maddesi uyarınca açacağı tapu iptali ve tescil davasında borcun hükmen yerine getirilmesini isteyebilir.
Satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan davaların kabulüne karar verebilmek için sözleşmenin ifa olanağının bulunması zorunludur. Elbirliği mülkiyetine (Türk Medeni Kanunu m.701) konu bir taşınmazda elbirliği (iştirak halinde) ortaklarından birinin, ortaklık dışı bir kişiye satım vaadinde bulunması halinde, sözleşme bir taahhüt muamelesi olarak geçerli olmakla birlikte ortaklığı çözülünceye kadar sözleşmenin ifa olanağı varlığı düşünülemez.
Somut olayda, satış vaadi sözleşmesine konu 84 parsel tapu kaydına göre elbirliği mülkiyet rejimine tabidir. Satış vaadi sözleşmesi iştirakli paydaşlar arasında yapılmamıştır. Davacı iştirakli paydaş olmadığından az yukarıda değinildiği üzere anılan sözleşmeye dayanılarak tescil talebinde bulunulamaz. Elbirliği (iştirak) mülkiyetine konu bir taşınmazda ortaklık dışında üçüncü kişiye yapılan satış vaadi sözleşmesi bir taahhüt muamelesi olarak geçerlidir. İfa olanağı paylı mülkiyete geçildiği anda doğacağından bu aşamada tescil istemi kabul edilemez. Bu kural gereğince ifa olanağı bulunmadığından mahkemece dava reddedilmiş, Dairemizce de karar onanmıştır.
Davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesine ekli … Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/239-447 sayılı ilamı ile, dava konusu edilen 84 parselin elbirliği ortaklığının ( iştirak halinde mülkiyetin, paylı (müşterek) mülkiyete dönüştürülmesine karar verilmiş ve bu karar, 26.09.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Böyle olunca satış vaadi sözleşmesinin ifa olanağı doğmuştur.
İfa olanağı bulunmayan satış vaadi sözleşmesine dayanılarak açılan tescil davasının reddi halinde, ifa olanağı gerçekleştikten sonra aynı sözleşmeye dayalı yeniden tescil davası açılabilir. Bir başka deyişle ifa olanağı bulunmadığı nedeniyle reddededilen dava, şartı gerçekleştikten sonra aynı sebeple açılan yeni dava için kesin hüküm teşkil etmez. Hal böyle olunca eldeki davada karar düzeltme aşamasında, hüküm kesinleşmeden ifa olanağının doğduğu anlaşıldığından usul ekonomisi de dikkate alınarak davacı vekilinin karar düzeltme istemi kabul edilmelidir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile onamaya ilişkin Dairemizin 12.10.2006 tarih, 2006/9332-10834 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 05.04.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.