Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/3231 E. 2007/7727 K. 19.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3231
KARAR NO : 2007/7727
KARAR TARİHİ : 19.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 16.8.2005 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki kaydın tashihi istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 18.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 19.6.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ve vekili Av…. geldi. Karşı taraftan gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahere dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, beyanlar hanesindeki kaydın düzeltilmesi isteğine ilişkindir.
Davacı 105 parsel sayılı taşınmaz üzerinde 370 metrekarelik yer için davalı adına tapu tahsis belgesi bulunduğunu, davalının bu belgeden kaynaklanan kişisel hakkını 21.6.1990 tarihli enkaz satış senedi ile kendisine sattığını ileri sürerek tapu kaydındaki …’a tahsis vardır kaydının terkini ile kendi adına kaydedilmesini istemiştir. Davalı yargılamaya katılmamış, davanın kabulüne dair verilen karar davalı tarafından dava dilekçesinin ve kararın davacı tarafından kasıtlı olarak yanlış gösterilen adrese tebliğ edildiği, böylece savunma haklarının kısıtlandığı gerekçesiyle temyiz edilmiştir.
Davalının temyiz nedeni doğrultusunda yapılan incelemede; dava dilekçesinin “… caddesi No:187/A Yenimahalle/…” adresine çıkarıldığı, gösterilen adreste tanınmadığının bildirilmesi üzerine davacının davalıya noter aracılığı ile çıkarttığı ve 28.12.2004 tarihinde tebliğ edilen 23.12.2004 tarihli ihtarnamedeki adrese Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebligat yapıldığı anlaşılmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi; “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
(Değişik: 19/3/2003-4829/11 md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.” hükmünü içermektedir. Bu hüküm doğrultusunda somut olaya bakdığımızda davalıya noter aracılığı ile çıkartılan ihtarnamedeki adrese 35.maddeye göre tebliğat yapılmasında bir usulsüzlük olmadığı sonucuna varılmaktadır. Davalıya daha önce resmi merciilerce yapılan tebligat nedeniyle adres araştırılması yapılmadan tebligat çıkartılabilir. Ne var ki, davalı ihtarname metnindeki adres ile ihtarnamenin gönderildiği tebligat zarfı üzerindeki adresin farklı olduğunu temyizde ileri sürmüş ve tebligat zarfının fotokopisinide dilekçesine eklemiştir. Bu belgeden zarf üzerindeki adresin farklı olduğu anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi savunma hakkı; Anayasa (m.36) ile güvence altına alınmış olup, HUMK.nun 73. maddesinde de ayrıca düzenlenmiştir. Hâkim, tarafları dinlemeden veya iddia ve savunmalarını bildirmeleri için kanuna uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. Buna göre hâkim Anayasa ile güvence altına alınan ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununda da ayrıca düzenlenmiş bulunan iddia ve savunma haklarını kullanabilmeleri için tarafların duruşmaya çağırmak zorundadır. Eldeki davada da, az yukarıda açıklanan davalı iddiaları karşısında davalının savunma hakkının kısıtlanmaması için mahkemece ihtarnamenin gönderdiği ilgili noterden ihtarname ve tebligat zarfının aslının yada onaylı bir örneğinin getirtilmesi gerçektende adresler arasında farklılık bulunması halinde taraf delilleri toplanarak iddia ve savunmalar incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinden karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 19.6.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.