YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/3402
KARAR NO : 2007/8505
KARAR TARİHİ : 29.06.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 01.11.2005 gününde verilen dilekçe ile ipoteğin kaldırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 05.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, ipotek şerhinin kaldırılması istemine ilişkindir.
Mahkemece Onsekizbinlira depo ettirilmesi koşulu ile ipoteğin terkinine karar verilmiştir.
Hükmü davalılar temyiz etmiştir.
İpotek kişisel bir alacağın teminat altına alınması amacını güden ve bir taşınmaz değerinden alacaklının alacağını elde etmesini sağlayan sınırlı bir ayni haktır.
Alacak sona erdiği halde alacaklı terkin taahhüdüne rağmen terkin talebinde bulunmazsa taşınmaz maliki rehnin fekkini (kaldırılmasını) dava yolu ile isteyebilir. Ancak bunun için, sözleşmedeki miktar ödenmiş olmalı veya ödenmemişse mahkemeye depo edilmelidir. Bu koşul gerçekleşmişse tesis olunan ipoteğin kaldırılmasına karar verilir. Aksi halde şerhin kaldırılması istemi reddolunmalıdır. Ancak, borçlu ana para ipotek miktarından bir kısmını ödemiş veya depo etmişse yine de davanın reddi gerekir ise de çoğun içinde az da vardır kuralı uyarınca TST.nün 31/son maddesine dayanılarak ipotek bedelinden ödenen bölümün kütüğün düşünceler sütununda gösterilmesi gerekir.
Somut olaya gelince; 15.03.1962 günlü ipotek akit tablosunda karz akdinden kaynaklanan 2.000 Liranın 15.10.1962 tarihinde ödenmesi koşulu ile ipoteğin kaldırılacağı yazılıdır. Yanlarca alacağa ayrıca faiz ödenmeyeceği hükme bağlanmadığından, burada Borçlar Kanununun borçlunun temerrüdü halinde uygulanacak genel hükümlerinden yararlanmak ve buna uygun ipotek bedeli depo ettirilerek ipoteğin terkinine karar vermek
Gerçekten; Borçlar Kanunun 101/son fıkrası hükmünce borcun ifa edileceği gün taraflarca mütefikan tayin edilmiş ise ayrıca ihtara gerek olmaksızın mücerret o günün gelmesiyle borçlu temerrüde düşer. Para alacaklarında borçlunun temerrüdü halinde ne gibi sonuçlar meydana geleceği ise 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin yasada gösterilmiştir. Anılan yasanın 2. maddesi hükmünce; bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlu sözleşmeyle aksi kararlaştırılmadıkça (faiz istenmeyeceği sözleşmede hükme bağlanmadıkça) geçmiş günler için yasanın 1. maddesinde belirtilen orana göre temerrüt faizi ödemeye zorunludur.
O halde mahkemece yanların ortak iradeleriyle borcun ödenmesi kararlaştırdıkları 15.10.1962 tarihinde borçlunun temerrüde düştüğü gözetilmek suretiyle bu tarihten ara kararının kurulduğu tarihe kadar geçen dönem içinde ana para olan 2.000 Liraya 3095 sayılı yasanın 1. maddesi uyarınca istenebilecek faiz miktarı bilirkişiye hesaplattırılmalı, davacının ipotek akit tablosundaki ana para borcu ile feri borç tutarı toplamı davalılara ödenmek üzere depo ettirilerek sonucuna uygun bir hüküm kurulmalıdır.
Değinilen yönün göz ardı edilmesi doğru olmadığından, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 29.06.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.