Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/405 E. 2007/1599 K. 21.02.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/405
KARAR NO : 2007/1599
KARAR TARİHİ : 21.02.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 07.02.2003 gününde verilen dilekçe ile geçit hakkı istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 05.05.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Davacılar, vekilleri aracılığı ile düzenlenen 03.02.2003 günlü dava dilekçesinde kendilerine ait taşınmazların parsel numaralarını bildirmeksizin, bu taşınmazlarının genel yola sınır teşkil etmediklerini ve geçit için zaruret bulunduğunu bildirerek… ile …’ı davalı safında göstermek suretiyle Bakımlı Köyü sınırları içersinde kalan 318,319 ve 321 parsel sayılı taşınmazların kuzeydoğu bölümünden, önceden var olan ve hükümle belirnen 1,60 metre genişliğindeki yolun yetersizliğini de açıklayarak, bu parsellerin kuzeydoğu bölümündeki yol için 4,5 metre genişliğinde geçide karar verilmesini istemişlerdir. Davalılardan …vekili 27.05.2003 tarihinde sunduğu dilekçe ile davalı …’da 25.11.2005 günlü oturumda açıkladıkları beyanları ile davanın reddini savunmuşlar, mahkemece davanın red edilmesi üzerine hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu’nun 747 (önceki Medeni Kanunu’nun 671.) maddesine dayanılarak açılmış geçit hakkı kurulması istemine ilişkindir.Ülkemizde arazi düzenlenmesinin sağlıklı bir yapıya kavuşmamış olması ve her taşınmazın yol ihtiyacına cevap verilmemesi geçit davalarının
nedenidir.Geçit hakkı verilmesiyle genel yola bağlantısı olmayan veya yolu bulunsa bile bu yol ile ihtiyacı karşılanamayan taşınmazın genel yolla kesintisiz bağlantası sağlanır.Uygulama ve doktrinde genellikle bunlardan ilkine mutlak geçit ihtiyaç veya geçit yoksunluğu, ikincisine de nisbi geçit ihtiyacı ya da geçit yetersizliği denilmektedir.
Geçit hakkı verilmesine ilişkin davalarda bu hak taşınmaz leh ve aleyhine kurulacağından leh ve aleyhine geçit istenen taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer alması zorunludur.Ancak, yararına geçit istenen taşınmaz müşterek mülkiyete konu ise dava paydaşlardan biri veya birkaçı tarafından açılabilir.Geçit ihtiyacı olan kişi davasını öncelikle taşınmazların mülkiyet ve yol durumuna göre en uygun taşınmaz malikine karşı ve daha sonra bundan en az zarar görecek olana yöneltmelidir.
Mahkemece uygun geçit yeri saptanırken öncelikle taraf yararlarının gözetilmesi gerekir. Zira, geçit hakkı taşınmaz mülkiyetini sınırlayan bir irtifak hakkı olmakla birlikte, özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak yol saptanırken komşuluk hukuku ilkeleri gözetilmelidir. Geçit gereksiniminin nedeni, taşınmazın niteliği ile bu gereksinimin nasıl ve hangi araçlarla karşılanacağı davacının subjektif arzularına göre değil objektif esaslara uygun belirlenmeli, taşınmaz mülkiyetinin sınırlandırılması konusunda genel bir ilke olan fedakarlığın denkleştirilmesi prensibi dikkatten kaçırılmamalıdır.
Uygun güzergah saptanırken, aleyhine geçit kurulan taşınmazın kullanım bütünlüğü bozulmamalıdır. Taşınmazın kullanım bütünlüğünün bozulmasının zorunlu olduğu hallerde bu husus gerekçelendirilerek geçit hakkı tesisi edilmelidir.
Yararına geçit kurulacak taşınmazın tapuda kayıtlı niteliği ve kullanım amacı nazara alınarak, özellikle tarım alanların nihayet bir tarım aracının geçeceği genişlikte (emsaline göre 2,5-3 m.) geçit hakkı tesisine karar vermek gerekir. Bu miktarı aşan bir yol verilecekse bunun gerekçesi kararda dayanakları ile birlikte gösterilmelidir.
Saptanan geçit nedeniyle yükümlü taşınmaz malikine ödenmesi gereken bedel taşınmazın niteliğine uygun atanacak bilirkişiler aracılığı ile objektif kriterler esas alınarak belirlenmelidir. Saptanacak bedel hükümden önce depo ettirilmeli, şayet dava tarihi ile hüküm tarihi arasında taşınmazın değerinde önemli derecede değişim yaratabilecek uzunca bir süre geçmiş ve bu sürede de geçit için öngörülen bedel davanın daha başında belirlenmişse, bu bedelin ödenmesine karar verilmesi halinde, mülkiyet hakkı kısıtlanan
taşınmaz malikinin mağduriyetine neden olunacağı durumlarda hakkın kötüye kullanılması sonucunu doğuracak davranışları önlemek için hüküm tarihine yakın yeni bir değer tesbiti yapılmalıdır.
Kurulan geçit hakkının Medeni Kanunun 748/3. maddesi uyarınca Tapu Siciline kaydı da gereklidir.
Geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda davanın niteliği gereği yargılama giderleri davacı üzerinde bırakılmalıdır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır.
Her şeyden önce geçide ihtiyacı olduğunu belirten davacılar, bu ihtiyaç içinde olan taşınmazlarının ayrı ayrı parsel numaralarını belirtmek zorundadırlar. Daha sonra davalı gösterilen parsel malikleri ve yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde yapılacak, inceleme ile belirlenecek alternatif geçitlere göre üzerlerinden geçit kurulması muhtemel olan parsellerin malikleri harçlı dilekçe ile davaya katılmalı veya ayrı dava açtırılarak eldeki dosya ile birleştirilmek suretiyle, taraf teşkili sağlanmalıdır. Bundan sonra mahkemece, yukarıda açıklanan ve geçit hakkı kurulmasına ilişkin davalarda gözetilmesi gereken ilkelere uygun bir inceleme ve araştırma yapılmalıdır.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş, hüküm bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının isktek halinde yatırana geri verilmesine, 21.02.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.