YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/455
KARAR NO : 2007/1233
KARAR TARİHİ : 13.02.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 21.4.2005 gününde verilen dilekçe ile satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 13.4.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, kök muris …’a ait iken ölümü ile mirasçıları arasında yapılan 21.1.1972 tarihli taksim sonucu, mirasçılarından ….., ve … hisselerini 25.12.1998 tarihli satış vaadi sözleşmesi ve … hisselerini ise 27.12.2004 tarihinde düzenlenen satış vaadi sözleşmesi ile yine, …..,’ın 19.6.1989 tarihli satış vaadi sözleşmesi, sahip olduğu hak ve hisseleri aldığını belirterek satış vaadinde bulunanların, kendi hissesi ile tevhidi suretiyle adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Adlarına usulüne uygun tebligat yapılan bir kısım davalılar duruşmaya gelmedikleri gibi herhangibir yanıtta vermemişlerdir.
Mahkemece, satış vaadi sözleşmesine konu olan payın elbirliği mülkiyeti hükümlerine tabi olduğu ve bu mülkiyet biçiminde terekenin tamamında mirasçıların birlikte hareket etmeleri gerektiğinden 3. kişiye yapılan temlikin ancak iştirakin çözülmesinden sonra olanaklı olacağı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Taşınmaz satış vaadi sözleşmelerinin, Türk Medeni Kanunu’nun 1009 maddesi uyarınca tapunun beyanlar hanesine şerhi olanaklıdır. Böylece,
sözleşme alacaklısı sözleşmeden kaynaklanan kişisel hakkını kuvvetlendirmiş olur ve üçüncü kişilere karşı ileri sürme olanağı kazanır. Tapu Kanunu’nun 26/6 maddesi uyarınca bu şerh 5 yıl için geçerli olup 5 yılın dolmasıyla kayıttan silinir ve anılan gücünü yitirir. Satış vaadi sözleşmesinin tapuya şerhinden sonra 5 yıl içinde kayda işlenen her türlü haciz, ipotek ve benzeri sözleşme alacaklısının haklarını kısıtlıyacak nitelikteki şerhler de sözleşme alacaklısını bağlamaz.
Dava konusu 441 parsel numaralı taşınmazda kök muris … (416/832) oranında paydaştır. Kayıt maliki …’ın 1971 yılında öldüğü ve mirasçı olarak eşi …ile çocukları …, … ve murisin kendisinden önce ölen oğlu …’in oğlu …’u bıraktığı Kadirli Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.12.1972 tarih 1972/993 E,1972/816 K. sayılı ilamından anlaşılmaktadır. Bunlardan ….., 1994 yılında, … 2004 yılında … 1987 yılında, …2003 yılında, … 1975 yılında ve … 1987 yılında ölmüş olup, dosyaya sunulan veraset ilamlarındaki mirasçılarını bırakmışlardır. Davacı …’da muris …’ın mirascısı ve aynı zamanda tapuda 21/832 arasında pay sahibidir.
Tescil isteğinin dayanağı olan satış vaadi sözleşmelerine gelince;
25.12.1998 tarihinde düzenlenen sözleşmede mirasçılardan …ve …, 27.12.2004 tarihli sözleşmede Sultan ve Fatma satış vaadinde bulunmuşlardır. Görüldüğü üzere satıcılar ile alıcı … elbirliği mülkiyetinin ortakları olup, kararlılık kazanmış Yargıtay uygulamalarına göre elbirliği ortakları arasındaki devir ve temlikler derhal hukuki sonuç doğuracak nitelikte kabul edilmektedirler. Mahkemenin Türk Medeni Kanunu’nun 677/1.maddesi ile de olanaklı kıldığı ortak mülkiyet paydaşları arasındaki satış hakkında, ifa olanağı bulunmadığından söz ederek davanın reddine karar vermesinde isabet bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenle mahkemece öncelikle usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra tüm deliller toplanmalı ve sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Tüm bu hususların gözetilmemiş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının yatırana geri verilmesine, 13.2.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.