YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4701
KARAR NO : 2007/5986
KARAR TARİHİ : 21.05.2007
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili tarafından, davalı … aleyhine 22.2.2006 gününde verilen dilekçe ile men’i müdahale ve kal, birleşen davada davacı … vekili tarafından davalı … aleyhine 28.4.2006 gününde verilen dilekçe ile temliken tescil, olmadığı takdirde irtifak hakkı kurulması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davacı-davalı …’ın davasının reddine davalı-davacı …’ın davasının kabulüne dair verilen 20.10.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı-davalı … vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, mülkiyet hakkına dayalı elatmanın önlenmesi ve kal, birleşen dava ise Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayanan taşkın yapı nedeniyle tescil, olmadığı takdirde irtifak hakkı tesisine ilişkindir.
Mahkemece, çapa dayalı elatmanın önlenmesi istemi reddolunmuş, birleşen dava kabul edilerek bilirkişi krokisinde A1, B1, C1 ve D1 harfleri ile gösterilen 21 parsel çap kapsamında kalan yerlerde 20 parsel maliki lehine irtifak hakkı kurulmuştur.
Hükmü kayıt maliki davacı temyiz etmiştir.
Yasal ayrıcalıklar dışında, Medeni Kanunun 684/1 ve 718/2 (Önceki Medeni Kanunun 618, 644/2) maddelerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar. Bunun ayrıcalıklarından birisi de Medeni Kanunun 725. (Önceki Medeni Kanunun 651.) maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş olup, madde hükmü;
“Bir yapının başkasına ait araziye taşırılan kısmı, eğer yapıyı yapan malik taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkına sahip bulunuyorsa, ona ait taşınmaz bütünleyici parça olur.
Böyle bir irtifak hakkı yoksa, zarar gören malik taşmayı öğrendiği tarihten başlayarak onbeş gün içinde itiraz etmediği, aynı zamanda durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde, taşkın yapıyı iyi niyetle yapan kimse uygun bir bedel karşılığında taşan kısım için bir irtifak hakkı kurulmasının veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının kendisine devrini isteyebilir.” şeklindedir.
Böylece, arazi ile muhdesat arasındaki bağlantı kesilmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise, bina sahibine ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır.
Bunun için:
Tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçasının yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
Taşkın inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil isteği taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arsa malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arsanın her malikine karşı kullanabilir. Yeni maliklerde Türk Medeni Kanunun 725.maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur.
Bu inşaatı kendi malzemesi ile yapan kişinin, iyi niyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu, ya da 5.7.1944 tarihli 12/26 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği gibi mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancıyla hareket etmesi gereklidir.
14.2.1951 tarih 17/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, iyiniyetin ispatı taşkın yapı malikine ait ise de iyiniyet sav ve savunması def’i olmayıp itiraz niteliği taşıdığından ve kamu düzeni ile ilgili bulunduğundan mahkemece kendiliğinden gözönünde tutulmalıdır.
Görülüyor ki, Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayalı taşkın yapıdan ötürü tescil davaları kabulünde aranan en önemli koşullardan birisi taşkın yapı ile taşınmazın bütünleşmesi başka bir ifade ile taşan kısmın taşınmazın ayrılmaz parçası haline gelmesidir. Bilirkişi raporundan 20 parselin 21 parsele taşan krokide B1 ile işaretli 5.16 metrekare bölümünün çok basit tarzda dam olarak kullanılan bir yer, 2.22 metrekare yüzölçümlü C1 bölümünün üzeri saçla kapatılmış sundurma olduğu, D1 harfli 1.49
metrekarelik kısmın ise basit tarzda yapılan ve dam olarak kullanılan yapı olduğu anlaşılmaktadır. Bu tür yapıların arzla birleştiği onun ayrılmaz parçası haline geldiği düşünülemeyeceğinden yapı sahibinin yasanın 725.maddesine dayanarak açtığı temliken tescil davası açıklanan nedenle reddolunmalıdır.
Davacı mülkiyet hakkı sahibinin krokide A1 ile işaretli 4.19 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Yine az yukarıda sözü edildiği üzere temliken tescil davalarında Türk Medeni Kanununun 725.maddesine dayanan davacının bu maddedeki haklardan yararlanabilmesi için iyiniyetli olması, diğer bir anlatımla zeminin kendisine ait olduğu veya mülkiyetin ileride kendisine geçirileceği inancı ile hareket etmesi gereklidir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde kadastro çalışmaları 1995 yılında başlanarak taşınmazlar çapa bağlanmıştır. Dosyada yer alan ve resmi belge niteliğindeki kadastro ölçü ve tasarruf krokilerinden birleşen davanın davacısına ait 20 parsel üzerindeki inşaatların bu tarihlerde yapılmadığı, paftaların düzenlenmesinden taşınmazlar çapa bağlandıktan sonra yapıldığı anlaşılmaktadır. Çaplı taşınmazda iyiniyet iddiası dinlenemeyeceğinden ve 20 parsel üzerindeki yapılar taşınmazların kadastro çapına bağlanmasından sonra yapıldığından krokideki A1 harfli yerle ilgili davanın da iyiniyet koşulu yokluğu nedeniyle reddi gerekir.
Mahkemece bu olgular gözden kaçırılarak istem hüküm altına alındığından karar bozulmalıdır.
Kabule göre de; iptali ve irtifak hakkına konu olacak zemin bedelinin arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmeden istemin hüküm altına alınması da doğru değildir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 21.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.