Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/4735 E. 2007/6072 K. 22.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/4735
KARAR NO : 2007/6072
KARAR TARİHİ : 22.05.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 7.9.2006 gününde verilen dilekçe ile beyanlar hanesindeki kaydın iptali ve kendi adına yazılması istenmiş, birleştirilen davada da Hazine tarafından aynı iştemde bulunulması üzerine yapılan duruşma sonunda; ilk davanın kabulüne birleştirilen davanın reddine dair verilen 14.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı (davacı) Hazine vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne duruşma isteminin dava değeri yönünden reddine karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, beyanlar hanesindeki muhdesat kaydının satın alma nedeniyle iptali ve davacı adına yazılması birleşen dava ise beyanlar hanesindeki muhdesatın 10 yılı aşkındır kayyum aracılığıyla idare edilmesi nedeniyle gaiplik kararı verilmesi ve muhdesatın hazine adına yazılması istemine ilişkindir.
Mahkemece, taşınmaz üzerindeki muhdesatın davacıya satıldığı ve binanın davacıya ait olduğu, gerekçesiyle ilk davanın kabulüne birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, hükmü davalı … birleşen davanın davacısı temyiz etmiştir.
Bilindiği gibi, Tapu kütüğüne yazılarak alenileştirilmesinde fayda umulan Hukuki İlişki ve fiili durum tarif edilen beyanın tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilmesine 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 1012 madde hükmü ve Tapu Sicil Tüzüğünün 60 ve devamı maddeleri uyarınca olanak bulunmaktadır. Beyanlar sütunundaki bu kayıtların terkini yada değiştirilmesi de yine anılan yasal düzenlemelerde gösterilmiştir.
Dava konusu 37 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti 2613 sayılı Kanuna göre 11.6.1951 tarihinde yapılmış beyanlar sütununada “üzerindeki ev Yani Samyotise aittir” kaydı yazılmıştır. Bu kayıt Tapu Sicil Tüzüğünün 60.maddesinde sözü edildiği gibi, yasal mevzuatın izin verdiği beyan
kayıtlarından birisidir. Davacı dayandığı noterde ve adi şekilde düzenlenmiş satış sözleşmeleri ile muhdesatın kendisine satıldığı bu muhdesatı yıkarak yerine 3 katlı dava konusu binayı yaptığını ileri sürmektedir. Gerçektende taşınmaz üzerinde beyanlar hanesinde sözü edilen ve kadastro tespit tutanağından da anlaşılan ahşap bina davacının yaptığı 3 katlı bina vardır. Bu durumda tapunun beyanlar hanesindeki kaydın dayanağının kalmadığı açıktır. Diğer bir anlatımla 2613 sayılı yasanın 22.maddesine göre tahdit ve tespiti yapılan taşınmazın üzerindeki bina yıkılarak hukuki varlığını yitirmiştir. Artık taşınmaz üzerinde beyan kaydına konu muhdesat değil bir başka muhdesat vardır. Az yukarıda değindiğimiz beyanlar sütununda hakların ne şekilde gösterileceği ve hangi hakların bu sütunda yer alacağına ilişkin ilkelere bakıldığında davacının satın aldığı binayı yıkıp yerine yenisini yapması nedeniyle ancak, malikin rızasıyla şahsi hakkına beyanlar sütununda gösterebileceğinden yasal düzenlemelerden diğer bir anlatımla kanundan kaynaklanan nedenlerle doğrudan yazdırma olanağı bulunmadığından yeni binanın beyan sütununda hükmen gösterilmesi olanağı bulunmamaktadır. Hemen belirtmek gerekirken 3402 sayılı yasanın 19.maddesinde de kadastro tespiti sırasında taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın hak sahibi adına yazılmasına ilişkin hüküm yine alınan kanunun 33.maddesi kapsamında gösterilen genel hükümlerden bulunmadığından davacının 19.madde hükmünden yararlanmasından da söz edilemez.
Mahkemece, belirtilen nedenlerle asıl davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle kabulü yerinde değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Birleşen dava yönünden ise yine yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca beyanlar sütunundaki binanın yıkılarak yok olması nedeniyle artık kayyum tarafından idaresi gereken bir muhdesatın bulunduğundan söz edilemiyeceğinden gaiplik kararı verilmesi ve kaydın hazine adına yazılması isteminin reddinde sonucu itibariyle usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
SONUÇ. Yukarıda yazılı nedenlerle, birleşen davanın davacısının temyiz itirazlarının reddine, davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.