YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5022
KARAR NO : 2007/9550
KARAR TARİHİ : 17.07.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 04.11.2003 gününde verilen dilekçe ile yaylaya elatmanın önlenmesi ve kal istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davalılar … ve … Erzurum aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalıların meraya elatmasının önlenmesi ve kal’e dair verilen 29.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 17.07.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davacı … Köyü Muhtarı ve vekili Av. …, Müdahil Davacı Köy Muhtarı … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
_K A R A R_
Dava, yaylaya elatmanın önlenmesi ve kal istemine ilişkindir.
Davacı, 1306 tarihli 65 numaraları tapuları kapsamında kalan yaylalarına … Köyü halkından olan davalıların ahır ve ev yapmak suretiyle elatmaları olduğunu ileri sürerek elatmanın önlenmesini ve yapıların kal’i isteğinde bulunmuştur.
Davalılar vekili 1960 yılında yaylanın kendi köylerine de tahsis edildiğini savunmuştur. Mahkemece davalılar … ve … Erzurum’un yaylaya elatmalarının bulunmadığı nedeniyle bunlar aleyhine açılan davanın reddine, diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile yapıların yıkımına karar verilmiş, hükmü aleyhine karar verilen davalılar temyiz etmiştir.
Davalılara ait yapıların bulunduğu yerin yayla olduğu çekişmesizdir. 4342 sayılı Mera Kanununun 3.maddesinde yapılan tanıma göre yayla; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Yasanın 4.maddesi hükmünce de, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yaylanın hangi amaçla olursa olsun özel mülkiyete konu teşkil etmesi ve amacı dışında kullanılması olanaklı değildir. Dava konusu yerin davacıların dayandığı tapu kapsamında kaldığı sabittir. Ne var ki, dava konusu yer 23.11.1960 tarih 119 sayılı Toprak Tevzi Komisyonu kararı ile davacı köy, davalıların ikamet ettikleri … Köyü, … Köylerine intifa hakkı tanınarak … Köyüne tahsis edilmiştir. Böylece … köylülerinin de yayladan yararlanma hakları doğmuştur. Davalılar yayladan yararlanabileceklerdir. Ancak;
Mera, yaylak ve kışlakların kullanma hakkı bir veya birden çok köy yada belediyeye aittir. O köy veya belediye insanlarının mera, yaylak ve kışlaktan ayrık düşünmek, mera, yaylak ve kışlaktan yararlanmalarını yasaklamak mümkün değildir. İnsanların yaylaktan yararlanırken taşkınlığa kaçmadan bazı yapılar yapması da olağandır. Bu gibi yapıların nitelikleri 4342 sayılı Mera Kanununun 20.maddesinde gösterilmiş, o yerlerin bulunduğu köy ve belediye halkının yayladan yararlanırken 442 sayılı Köy Kanununda öngörülen inşaatlar yapabilecekleri, Valiliklerden izin alınması koşuluyla imar mevzuatına göre yapılacak, ancak kullanma amacına uygun mandıra, suluk, sundurma ve süreklilik göstermeyen barınak ve ağıllar veya benzerlerini yapabilecekleri hükme bağlamıştır. Eldeki çekişmede önemli olan mahkemece yıkımına karar verilen yapıların niteliğinin saptanması, bunların 4342 sayılı Mera Kanununun 20.maddesi kapsamında yararlanma amacına yönelik yapılmış yapılar olup olmadığının belirlenmesidir. Hal böyle olunca mahkemece, yerinde yeniden keşif yapılmalı, yıkımı hüküm altına alınan yapıların yöresel adetlerde gözetilerek yasanın 20.maddesi kapsamındaki yerler arasında bulunup bulunamayacağı, yerel bilirkişi ve tarım yada ziraat uzmanı bilirkişi marifeti ile saptanmalı, bunun sonucuna uygun hüküm kurulmalıdır.
Mahkemece, eksik inceleme ve araştırmayla istem yazılı olduğu şekilde hüküm altına alındığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak hükmü temyiz eden davalılara verilmesine, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.