Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5067 E. 2007/5938 K. 18.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5067
KARAR NO : 2007/5938
KARAR TARİHİ : 18.05.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 3.10.2006 gününde verilen dilekçe ile komşuluk hukukuna aykırılığın önlenmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; tarafların sulhüne dair verilen 22.11.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, iyileştirme amacıyla komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı istemine ilişkindir.
Mahkemece taraflar sulh olduklarından onarım yapmak üzere davalıya ait taşınmaza davacının girmesine izin kararı verilmiş, hükmü davalı temyiz etmiştir.
Sulh, davanın taraflarının karşılıklı olarak anlaşmaları sonucu aralarındaki çekişmeye son vermelerine ilişkin bir usul işlemidir. Somut olayda olduğu gibi, taraflar mahkeme önünde sulh olacaklarsa sulh sözleşmesine ait beyanlarının hakim önünde duruşma tutanağına geçirilerek imzalatılması yeterlidir. Ancak mahkeme önündeki Sulh sözleşmesinin icap ve kabul şeklinde yapılma olanağı da vardır. Sulh sözleşmesinde önemli olan tarafların mahkeme hükmü gerekmeksizin aralarındaki çekişmeyi sonlandırmalarıdır. Taraflar arasındaki çekişme bütünüyle değil de bazı feragat ve kabul beyanları ile kısmen sonuçlanmışsa ihtilaf bütünüyle ortadan kalkmayacağından böyle bir sözleşme sulh sözleşmesi olarak kabul edilemez. Zira, az önce söylendiği gibi çekişme kısmen de olsa sulh aktinin kapsamı dışında kalmışsa orta yerde geçerli ve yeterli bir sulh akti bulunduğundan söz edilemez.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davalı davacının kendisine tanıdığı 7.7.2005 tarihli “taahhütname” başlıklı belgedeki hakları saklı tuttuğunu beyan ederek beyanını duruşma tutanağına yazdırdığından aynı olaydan kaynaklanan
7.7.2005 tarihli belgedeki davalıya sağlanan haklar sulh sözleşmesinin kapsamına alınmadıkça veya davalı bu haklardan vazgeçmedikçe tarafların sulh akti yaptıklarını kabul etme olanağı yoktur. Bu durumda da çekişmenin mahkemece çözümü gerekir.
Türk Medeni Kanununun 748.maddesinde hükme bağlanan komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı özünü komşuluk hukukundan alır. Bunun doğal sonucu olarak da hiçbir zaman komşudan fedakarlık sınırlarını aşan tahammül beklenilmemelidir. Komşu taşınmaza yüklenilen külfetlerinde neler olduğu ise hükmün infazını teminen HUMK:nun 388 ve 389.maddeleri uyarınca karar yerinde gösterilmelidir.
Davacının yapması gereken işler, yaptırılan delil tespiti sonucu alınan bilirkişi raporunda saptanmış ise de bunun süresi ve işlerin hangi takvimde yapılabileceği raporda belirtilmemiştir. O yüzden, tesbit bilirkişisinden ek rapor alınarak davalı komşunun yapılacak işlerin niteliğine göre ne kadar süre ile komşusu davacının taşınmazına geçici girmesine tahammül etmesi gerektiği ve yapılacak işlerin mevsim olarak en uygun tarihinin ne olacağı saptanmalı, istem sonucuna uygun hüküm altına alınmalıdır. Değinilen yönler göz ardı edilerek ortada muteber bir sulh sözleşmesi varmış gibi hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 18.5.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.