Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5206 E. 2007/9548 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5206
KARAR NO : 2007/9548
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 26.10.2004 gününde verilen dilekçe ile kişisel hakka dayalı tapu iptali tescil veya tazminat istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın reddine dair verilen 28.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 28.12.2006 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Av. … geldi. Karşı taraftan davalı ve vekili gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi. Duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

_K A R A R_
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı ve gerekçesi bakımından davalı vekili temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir. Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır.
Somut olayda, inanç ilişkisine dayanan davacı yanın bu ilişkiyi yukarıda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği üzere kanıtlayacak yazılı delili olmadığı gibi yazılı delil başlangıcı niteliği delili de yoktur. Şu halde, mahkemece dava yöntemince kanıtlanmadığından reddolunmalıdır. Ne var ki, dava değişik bazı gerekçelerle reddedilmiş ise de hüküm sonuçta davanın reddine dair olduğundan doğrudur.
Yapılan yargılamaya, dosyada toplanan delillere ve delillerin takdirinde bir yanılgıdan söz edilemeyeceğine göre davalının temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme karar gerekçesinin HUMK.nun 438/son maddesince yukarıda yazılı olduğu şekilde düzeltilmesine, davacının bütün temyiz itirazlarının reddi ile hükmün gerekçesi DÜZELTİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 17.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.