YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5517
KARAR NO : 2007/6502
KARAR TARİHİ : 31.05.2007
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı tarafından, davalı aleyhine 26.9.2006 gününde verilen dilekçe ile tapuda isim düzeltilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.2.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, tapu kaydında yanlış yazılan kimlik bilgilerinin düzeltilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hükmü davalı vekili temyiz etmiştir.
Taşınmazların, kadastro tespiti yada tapuya tescili sırasında mülkiyet veya diğer hak sahiplerinin isim, soy isim, baba adı gibi kimlik bilgilerinin kayda eksik yada hatalı işlenmesi, kayıt düzeltme davalarının kaynağını oluşturur. Bu nedenle de bu tür davalarla kimlik bilgileri düzeltilirken, taşınmaz malikinin değişmemesi, diğer bir anlatımla mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerekir.
Böyle bir davayı tapu maliki ile mirasçıları açabilir. Bunun yanı sıra 1.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Medeni Kanununun 702. maddesinin son fıkrası ile ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceği ve bu korumadan bütün ortakların yararlanabileceği öngörüldüğünden, elbirliği mülkiyetinde , ortaklardan her hangi biri de, tek başına tapuda miras bırakanla ilgili düzeltme isteyebilir. Ayrıca bu tür davanın, bir başka dava nedeniyle verilen yetkiye dayanılarak açılması da mümkündür. Böyle bir yetki verildiğinde, yetkiye dayanılarak dava açan kişinin aktif dava ehliyeti vardır.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Dava konusu 1350 parsel sayılı taşınmaz paydaşlarından … …’nın davacının miras bırakanı olduğu nüfus kayıt örneğinden anlaşıldığından davacının bu paydaşın kimlik bilgilerinin düzeltilmesi ile ilgili aktif dava ehliyeti vardır. Ancak, diğer paydaşlar … … …, … …, … … … ile davacı arasında irtibat kurulmamış ve bu paydaşlar yönünden davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Az yukarıda açıklandığı gibi … … dışındaki diğer paydaşlar yönünden davacının aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu yön düşünülmeden istemin tümü ile hüküm altına alınması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 31.5.2007 tarihinde oy birliği ile karar verildi.