Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5649 E. 2007/9598 K. 17.07.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5649
KARAR NO : 2007/9598
KARAR TARİHİ : 17.07.2007

Mahkemesi :Asliye Hukuk

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.9.2003 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 22.6.2006 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenilmekle tayin olunan 17.7.2007 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Av. … ile karşı taraftan davacı vekili Av. … geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava konu 332 ada 2 parselde bulunan C blok zemin 1.kat 2 numaralı bağımsız bölümün bedelinin tarafından ödenmiş olmasına rağmen davalılardan …’ın kendi adına tescil ettirdiği ve sonrasında da muvazaalı olarak davalılardan …’a devir edildiğini belirterek tapu kaydının iptali ile adına tescili isteğinde bulunmuştur.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, inanç sözleşmesine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
İnanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi; inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tespit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla; inanan inanılan namına yapılacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış, parmak izli veya mühürlü senetler gibi.) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa HUMK.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (HUMK.m.236) yemin (HUMK.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında;
Her ne kadar, mahkemece dava konusu bağımsız bölümün davacı tarafından gönderilen paralar ile alındığının sabit olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de; hükme esas alınan belgeler (banka dekontları, banka hesap hareketleri vs.) az yukarıda içeriği açıklanan inanç sözleşmesinin varlığını kanıtlayan nitelikte değildir. Zira bu belgelerde, gönderildiği iddia edilen paraların evin alımı için gönderildiğine dair bir kayıtta bulunmamakla delil başlangıcı olarak dahi kabulü olanaksızdır. Mahkemece davanın kabulü bu nedenlerle yerinde değildir. Ancak davacı, gerek dava ve gerekse delil dilekçesinde yemin delilini de kapsar şekilde beyanda bulunmuş olmakla mahkemece yapılacak iş; davacıya yemin deliline başvurma hakkının bulunduğunu hatırlatarak sonucuna göre bir hüküm kurmak olmalıdır.
Tüm bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde verilen karar usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 500.00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 17.07.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.