Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5654 E. 2007/6723 K. 05.06.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5654
KARAR NO : 2007/6723
KARAR TARİHİ : 05.06.2007

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.7.2005 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 24.1.2007 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, miras yolu ile geçen inanç ilişkisine dayalı mülkiyet aktarımı istemine ilişkindir.
Mahkemece dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir.
İnanç sözleşmesi inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir.
5.2.1947 tarih 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi, inanç sözleşmesi, inanılana bir hakkın kullanılmasında davranışlarını, inananın tesbit ettiği amaca uydurmak borcunu yükler. Diğer bir anlatımla, inanan inanılan namına yapacak bir işlemden sonra, taşınmazın mülkiyetini ona (inanana) geçirme yükümlülüğü altına girmiştir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir.
İnanç sözleşmesi anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ancak, yazılı delil ile kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.
Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, yanlar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı taraf elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, makine ile yazılmış olmakla beraber inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izi veya mühürlü senetler gibi) yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge varsa H.U.M.K.nun 292.maddesi uyarınca inanç sözleşmesi tanık dahil her türlü delil ile ispat edilebilir.
Yazılı delille veya yazılı delil başlangıcı yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (H.U.M.K. m.236), yemin (H.U.M.K.m.344) gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması halinde mahkemenin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir.
Bu ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; Davacı ile tarafların murisi babaları… arasında inanç ilişkisini doğrulayan bir sözleşme yoktur. İnanç ilişkisi yazılı delil ile kanıtlanmamış olsa da bu ilişkinin varlığını tümüyle kanıtlamaya yetmeyen ve ancak karşı taraf elinden çıkmış yazılı delil başlangıcı niteliğindeki belgenin varlığı halinde inanç ilişkisini iddia eden taraf bu iddiasını tanık sözleriyle de kanıtlıyabilir. Olayımızda bu tür belge de bulunmadığı halde mahkemenin tarafların gösterdikleri tanıkları dinlemesi doğru olmamıştır. Her ne kadar, yazılı delil veya delil başlangıcı niteliğinde belge yoksa da iddiasını kanıtlamak zorunda olan taraf yemin deliline dayanabilir. Gerek dava dilekçesinde gerekse sonradan verilen delil dilekçesinde davacı yemin deliline dayandığından bu hakkın hatırlatılması, kullanılırsa sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekir. Mahkemece açıklanan yönler gözetilmeksizin eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine, 5.6.2007 gününde oybirliği ile karar verildi.