Yargıtay Kararı 14. Hukuk Dairesi 2007/5800 E. 2007/6572 K. 31.05.2007 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 14. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2007/5800
KARAR NO : 2007/6572
KARAR TARİHİ : 31.05.2007

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 20.6.2005 gününde verilen dilekçe ile mecra hakkı tesisi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen 12.12.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava, su yolu mecrası kurulması istemi ile açılmıştır.
Mahkemece, istek hüküm altına alınmış, 747 ada 12 parsel, 741 ada 16 ve 17 parseller lehine 747 ada 1 parsel aleyhine teknik bilirkişi krokisinde mavi işaret ile gösterilen bir metre eninde 238.13 metre uzunluğunda yerden su yolu mecrası kurulmuştur.
Hükmü, davalı 747 ada 1 parsel maliki temyiz etmiştir.
Gerçekten, Türk Medeni Kanununun 744. maddesi hükmünce her taşınmaz maliki zararın tamamının önceden ödenmesi koşuluyla su yolu kurutma kanalı gaz ve benzerlerine ait boruların, elektrik hat ve kablolarının başka yerden geçirilmeleri olanaksız veya aşırı ölçüde masraflı olduğu takdirde kendi arazisinin altında veya üstünde geçirilmesine katlanmakla yükümlüdür. Mecra irtifakı diğer irtifaklarda olduğu gibi taşınmaz leh ve aleyhine kurulur ve özünü komşuluk hukuku ilkelerinden alır. Hiç kuşkusuz irtifak isteminde bulunan ihtiyacını ispat etmelidir.
Somut uyuşmazlıkta incelenen dosya kapsamından 12, 16 ve 17 parseller arasındaki yol üzerinde doğal suların biriktiği, bu suların zaman zaman sözü edilen parselleri bastığı ve zararlandırdığı sabittir. Dolayısıyla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın doğal olarak akan sulara ilişkin Türk Medeni
Kanununun 742 ve 743. maddeleri hükmü doğrultusunda giderilmesi gerekir. Yasanın 742. maddesine göre taşınmaz maliki üst taraftaki araziden kendi arazisine doğal olarak akan suları ve özellikle … ve kar ve tutulmamış kaynak suları akışına katlanmak zorundadır. Komşulardan hiçbiri bu suların akışını diğerinin zararına değiştiremez ve değiştirecek davranış içerisine giremez. 743. madde uyarınca da bir arazinin suyu öteden beri alt taraftaki araziye doğal bir şekilde akmakta ise alt taraftaki arazi maliki üst taraftaki araziden fazla suyun boşaltılması sırasında da bu suları tazminat isteme hakkı olmaksızın kabul etmek zorundadır. Ancak; alt taraftaki arazi maliki boşaltma dolayısıyla akan sulardan zarar görmekte ise gideri üstteki arazi malikine ait olmak üzere kendi arazisinde yapılacak mecra ile suyun akıtılmasını isteyebilir. Yapılan bu açıklamalar karşısında 747 ada 1 parsel maliki davalının gerek kuzeydeki yoldan gerekse onun kuzeyindeki 12, 16 ve 17 parsellerden kendi arazisine doğal olarak akan sulara katlanmak zorunda olduğu açıktır. Davalı komşusu olan parsellerden gelecek suların akışını komşularının zararına değiştiremeyeceğinden veya değiştirecek işlemleri yapamayacağından davacıların 747 ada 1 parselden suyolu mecrası isteme hakları bulunmamaktadır. Davacılar ancak davalı tarafından suların akışını kendi zararlarına değiştirecek işlem yapılırsa bu işlem davalının çap kaydı içerisinde kalsa bile komşuluk hukukuna ve yukarıdaki yasa hükümlerine aykırılık teşkil edeceğinden davalının elatmasının önlenmesini isteyebilir. Bu gibi durumlarda Yasanın 743. maddesi 2.fıkrası gereğince suların yapılacak mecra ile akıtılmasını isteyebilme yetkisi alt taraftaki taşınmaz malikine, olayımızda davalı 747 ada 1 parsel malikine aittir.
Ne var ki; davalı bütün bu yönleri temyize getirmediğinden bozma konusu yapılmamış mahkemece düşülen yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir. Ancak;
Davada istenen su yolu mecrasıdır. Su yolu mecrasının nasıl oluşturulacağı ise inşaat mühendisi bilirkişinin 14.09.2006 tarihli raporunda yapılacak işler bir bir sayılarak belirtilmiştir. Bilirkişi raporunda belirtilen nitelikte iş ve işlemler yapılmadan kurulan mecranın amaca elverişli olmayacağı açıktır. Bu nedenle, hüküm Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388 ve 389 maddelerine uygun şüphe ve tereddütten uzak oluşturulmuş sayılmaz. O yüzden mahkemece inşaat mühendisi bilirkişinin 14.09.2006 günlü raporunda yapılacak işler davacıya yükletilerek hüküm tesis
edilmeli, ileride hükmün infazında olası yeni bazı uyuşmazlıklar peşinen giderilmelidir.
Kararın açıklanan bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 31.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi.